19/2/2009 · Kategori: TARIH DERSI
ASYA’DA KURULANLAR
Büyük Hun Devleti (M.Ö.220-M.S.216)
Kurucusu Teomandır. En önemli hükümdarı Mete Kağandır. 375 yılında Orta Asya’da Avar egemenliğinde yaşamamak için Don ve Volga nehirlerini geçip batıya göç ettiler. Bu durum da kavimler göçüne sebep oldu. Bu göçler sırasında Anadolu’ya gelerek burada da akınlarda bulundular.
Göktürk Devleti (M.S.552- 658)
Türk adı ile kurulan ilk Türk devletidir. Bizans’la yakın ilişkiler kurdular. Kurucusu Bumin kağandır. Bumin kağan ülkeyi kardeşi istemi yabgu ile birlikte yönetmiştir.
II.Göktürk (Kutluk) Devleti (682–745)
Kurucusu Kutluk (İlteriş) kağandır. En önemli hükümdarları Bilge kağandır. Bilge kağan ülkeyi kardeşi Kül Tigin ile birlikte yönetmiştir.
Uygurlar (745–840)
Mani dinini kabul ettiler. Böylece savaşçı özelliklerini kaybettiler. Yerleşik hayata geçen ilk Türklerdir.
Sibirler (Sabarlar) (V. ve VI. y.y.)
Sibirya’ya isimlerini verdiler. Parayı ilk kullanan Türklerdir. Bizansla savaştılar.
Kırgızlar (IX ve XIII. y.y.)
Moğollara boyun eğen ilk Türklerdir.
Hazarlar (VI ve X.y.y.)
Museviliği benimsediler. Hz. Osman döneminde İslam orduları ile savaştılar.
Karluklar (VIII. y.y.)
Müslüman olan ilk Türklerdir.
Türgişler (VII. y.y.)
İlk Türk parasını basan Türklerdir Emevi-İslam orduları ile savaştılar.
Akhunlar(Eftalitler) (V.y.y.)
BATI’DA (AVRUPA’DA) KURULANLAR
Avrupa Hun Devleti (M.S. 375–469)
Kurucusu Balamirdir. En önemli hükümdarları Attila’dır. Attila ülkeyi kardeşi Bleda ile birlikte yönetmiştir. Almanlara ait olan Nibelungen destanında Hunların Germenlerle olan mücadeleleri anlatılır. Hunlar zamanla yerli Avrupa halkı arasında eriyip Türklük özelliklerini kaybettiler.
Avarlar(M.S. VII. Ve IX. y.y.arası)
İstanbul’u ilk kuşatan Türklerdir. İki defa kuşattılar. Zamanla Hıristiyan oldular. Yerli Avrupalılar arasında eriyip Türklüklerini kaybettiler.
Bulgarlar (X. ve XIII. y.y. arası)
Tuna Bulgarları ve İdil Bulgarları olarak ikiye ayrıldılar. Tuna Bulgarları Hıristiyan oldu, İdil Bulgarları ise Müslüman oldular.
Macarlar (IX. y.y. ve XVI. y.y.)
Zamanla Hıristiyanlaşarak Türklük özelliklerini kaybettiler. Bugünkü Macarların atalarıdırlar.
Peçenekler (IX. y.y. ve XI. y.y.)
Bizans ordusunda paralı asker olarak savaştılar.
Kıpçaklar(Kumanlar)(XI. ve XIII. y.y.)
Sarı saçlı ve renkli gözlü olan Türklerdir.
Oğuzlar (Uzlar) (XI. y.y.)
Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Devletini kuran Türklerdir.
İLK TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET
1. DEVLET
Türkler’e göre devlet ilahi kıymeti olan, Tanrı tarafından verilmiş bir varlıktır. Devlete bu dönemde “il” denirdi.Devletin başında tek hükümdar bulunur ve hükümdar Kağan, Hakan, Han, Şanyu, Tanhu, Yabgu, İlteber ve İdikut gibi ünvanlar kullanırdı.Hükümdarlık yetkisinin Tanrı tarafından verildiğine inanılır ve buna da kut inancı denirdi. “Türk Tanrısı Türk milletinin adı ve sanı yok olmasın diye babam kağanla anam hatunu yükseltmiş şimdi de beni tahta çıkarmış”
Bilge Kağan – Orhun Kitabeleri
Hükümdarlık alametleri Otağ (Hakan çadırı) , Örgin (taht) , Sorguç (Börk denilen başlığa takılan at tüyü),Tuğ (Sancak) , Yay ve Davuldur. Hükümdarın görevleri ise bir baba olarak halkı doyurmak, giydirmek ve adaleti sağlamak, orduya komuta etmek, töreyi uygulamak ve Türk milletini bir araya toplamaktır. “Aç milleti doyurdum, Yalıncak milleti giydirdim, dağ gibi et yığdırdım, göl gibi kımız sağdırdım, az milleti çok ettim, ölü milleti dirilttim”
Halkın görevi ise savaşa iştirak etmek, devlete itaat etmek, askerlik yapıp vergi vermektir. Hükümdarın eşi olan Hatun yönetimde etkilidir ve hükümdarın vekilliğini yapardı. Yabancı elçileri kabul eder ve kurultaya katılırdı. Hükümdarın seçilme şekli (Veraset yasası) konusunda ilk Türk devletlerinde kesin bir kural yoktu. Hükümdar ailesinin bütün erkek üyeleri hükümdar olma hakkına sahipti.
ÖNEMLİ NOT: Buna kısaca OYAK (Hükümdarın Oğlu, Yeğeni, Amcası ve Kardeşi) diyebiliriz. Sadece Osmanlı ilerde bunu değiştirecek ve HSBC (Hükümdar Sadece Benim Çocuklarımdır) yapacaktır. Bundan dolayı ilk Türk devletleri taht kavgalarından dolayı çok kısa sürede yıkılmışlardır. Ama Osmanlı 600 yıl devam edecektir.
Taht kavgalarının yanında bazen kurultay da hükümdar seçerdi. Bazen en bilgili ve en yaşlı erkek üyenin de hükümdar olması gibi uygulamalar olmuştur. Ama en çok kullanılan yöntem ise hanedan üyelerinin birbirleriyle yaptıkları taht kavgalarıdır. Bu mücadeleden üstün çıkan kişi tahta geçerdi.
İlk Türk devletlerinde ülke doğu ve batı diye ikiye ayrılarak yönetilirdi. Doğuyu büyük kardeş kağan batıyı da küçük kardeş yabgu yönetirdi. Yabgu içişlerinde bağımsız dış işlerinde kağana bağlıdır. Ayrıca kağan devletin genel siyasetine bakar yabgu da devletin ekonomik ve askeri işlerine bakardı. Buna ikili yönetim sistemi denirdi. Göktürkler, Avrupa Hunları, Akhunlar, Bulgarlar, Macarlar, Oğuzlar, Türgişler ve Kıpçaklar bu sistemi uygulamışlardır.
İlk Türk devletlerinde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı büyük meclise kurultay, toy ya da kengeş denirdi. Bu meclise hükümdar, hatun, asker ve sivil yöneticiler, boy beyleri ve bağlı devletlerin yöneticileri katılırdı. Kurultaya katılma hakkına sahip olanlara Toygun denirdi.
Burada kağanın başkanlığında ülkenin ekonomik, siyasi, sosyal, dini ve askeri konuları görüşülür ve karara bağlanırdı. Her yıl 3 defa toplanırdı.
Birinci toplantı senenin ilk ayında yapılır ve daha çok dini konular görüşülürdü.
İkinci toplantı ilkbaharda 5. ayda yapılır, siyasi ve askeri durum görüşülürdü.
Üçüncü toplantı ise sonbaharda yani 9.ayda yapılır genel hayvan mevcudu devletin insan ve askeri gücü tespit edilirdi.
Kurultay dışında hükümet başkanına ise Aygucı (üge) denirdi. Hükümetin bakanlarına da Buyruk denirdi. Hükümetin yazışmalarını yapan görevlilere de Bitikçi ve Tamgacı denirdi. Askeri yöneticilere Tarkan, sivil yöneticilere de Apa denirdi. Ülkedeki vergi ve denetim işlerini yürütenlere de Todun denirdi.
Devlet Adamları
Kağan
Kurultay
Üge (Aygucı) Başbakan
Buyruk (Bakan)
Tigin ve Şad
Tigin prenstir. Vali olarak görevlendirildiğinde ise Şad ünvanını alırdı.
Bitikçi ve Tamgacı
Dış politika ve yazışmalarla ilgilenen görevlilerdir.
Tarkan
Askeri yöneticilerdir.
Todun
Sivil idarecilerdir.
Apa
Vergi ve denetim işlerine bakan görevlilerdir.
Yabgu
Doğuyu kağan Batıyı da kağanın küçük kardeşi Yabgu yönetirdi. Fakat Yabgu Kağana bağlıdır.
2. ORDU
Türk Ordusunun Özellikleri:
Paralı askerlerden oluşmaz. Sadece Hazarlar paralı ordu kurmuşlardır
Ordu-millet anlayışı vardır. Yani gerektiğinde herkes orduya katılırdı.
Genellikle süvarilerden (atlı askerlerden) oluşurdu.
On’lu sisteme dayanırdı ve temelini Asya Hun Hükümdarı Mete Han atmıştır. Onlu sistemde en büyük birlik 10.000 kişiden oluşan tümendi. Tümenler 1000, 100 ve 10 kişilik kuvvetlere ayrılırdı.
ÖNEMLİ NOT: Tarihte ilk düzenli Türk ordusunu Mete Kağan kurdu. Mete Kağanın tahta çıkış tarihi olan M.Ö. 209 yılı da Türk kara kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak kabul edilir. Türk ordusu yaygın olarak ok, yay, kement, mızrak, kılıç, kalkan ve mancınık kullanırdı. Ayrıca atı savaş sırasında ustalıkla kullanırlardı. Türk ordusunun bir diğer önemli özelliği de Turan-Sahte çekiliş ya da diğer ismi ile Kurt Kapanı taktiğidir. Bu taktikle Malazgirt, Niğbolu ve Mohaç savaşlarını kazandık.
Türkler diğer ulusları en çok askerlik ve yönetim alanında etkilediler.
3. DİN VE İNANIŞ
İslam öncesi Türk toplumunda inanç hoşgörüsünden dolayı çok çeşitli dinler vardır ve bu dinler yan yana yaşarlardı.
İduk --->Mukaddes yer ve su
Totemizm ---> Tabiat varlıklarına üstün özellikler yükleme
Şamanizm ---> Sihir ve büyüye dayanan bir inanç.
Atalar kültü ---> Atalara kutsal değerler verme
Yada taşı ---> Sihrine ve büyüsüne inanılan kutsal taş
Budizm ve Maniheizm ---> Genellikle Uygurlar’da vardır.
Hristiyanlık ---> Bulgarlar, Macarlar, Kumanlar ve Peçeneklerde
Musevilik ---> Hazarlar
Göktanrı inancı ---> En yaygın inançtır.
Din adamı Kam, Şaman ya da Baksı’dır
Göktanrı inancına göre tek bir Tanrı vardır ve insanları yöneten o’dur. Türkler ölüleri için Yuğ törenleri yaparlar. Ölülerini Kurgan adlı mezarlara eşyaları (at, ok, yay) ile birlikte gömerlerdi.
Mezara o kişinin hayatta iken öldürdüğü düşman sayısı kadar taş Balballar dikilirdi. Cennete uçmağ, cehenneme de tamu derlerdi. Türklerde ölülerini mumyalama geleneği de vardı. Hamile kadınları koruduğuna inanılan Umay adlı bir tanrıçaya da inanılırdı.
ÖNEMLİ NOT: Balballar insan figürü şeklinde olduğundan dolayı bu dönem sanat eserleri de sayılabilirler.
4. EKONOMİ
Ekonominin temeli hayvancılıktır. Bunun yanında ticaret de önemli bir geçim kaynağıdır. Ama tarımda gelişmemişlerdir. Çünkü göçebe bir yaşama sahiptirler. En önemli hayvanlar at ve koyundur. Bunların etinden ve sütünden yararlanılırdı. Ticaret ise genellikle hayvansal ürünlere dayalıdır. Canlı hayvan ve kürk satarlar bunun karşılığında Çin’den ipek, buğday alırlardı. İpek Yolu ve Kürk Yolu Türklerin elindeydi. İpek Yolu Çin’den başlar, Akdeniz’de sona erer ve sürekli Çin ile mücadele etmemize sebep olurdu. Kürk Yolu ise Bulgar ülkesinden Çin’e kadar uzanırdı.
ÖNEMLİ NOT: Parayı ticarette kullanan ilk Türkler Sibirler’dir. Bizans parasını kullandılar. İlk Türk parasını kullanan Türkler ise Türgişler’dir.
5. YAZI – DİL VE EDEBİYAT
Türkler tarih boyunca Göktürk (Orhon) , Uygur, Arap, Kiril (Rus) ve Latin alfabelerini kullandılar. Bunlardan sadece Göktürk ve Uygur alfabeleri Türkler’e aittir.
Göktürk alfabesi en eski alfabemizdir. 38 harften oluşur. 4’ü sesli 34’ü sessizdir. Orhun bölgesinde bulunan yazıtlarda rastlandığı için Orhun Alfabesi de denir. Bu alfabe 10. yy.a kadar Kırgızlar, Bulgarlar, Hazarlar ve Peçenekler tarafından kullanıldı. En eski tarih olarak M.Ö. V. yy.a ait olan Esik kurganında bir kepçenin üzerinde rastlanmıştır.
Ama Göktürk Alfabesi deyince tabiî ki akla Göktürk kitabeleri (Orhun Abideleri) gelir. Bu kitabeler 3 tanedir. Biri II. Göktürk (Kutluk) Devleti hükümdarı Bilge Kağan adına, biri Bilge Kağan’ın kardeşi Kültigin adına diğeri de Vezir Tonyukuk adına yazılmıştır. 8. yy.ın ilk yarısında (725’te) dikilmişlerdir.
Vezir Tonyukuk kendi kitabesini kendisi yazmış, Bilge Kağan ve Kültigin’inkini ise Yolluğ Tigin yazmıştır. Bu kitabeler 1893’te Danimarkalı Thomsen tarafından okunmuştur.
Bu kitabelerde devlet anlayışı, devlet adamlarının ve halkın görevleri belirtilmiştir. Türk-Çin mücadeleleri ve bağımsızlığın önemi anlatılmıştır. Bugün bu kitabeler Moğolistan’ın başkenti Olan-Batur’da bulunmaktadır. Bu kitabe Türk adının geçtiği ilk Türkçe metindir.
ÖNEMLİ NOT: Karabalasagun Yazıtları, Uygurlar’a aittir ve Mani Dini ile ilgili bilgiler verir. Türkçe, Çince ve Soğdca yazılmıştır.
ÖNEMLİ NOT: Türkler’e ait en eski yazıtlar Talas, Yenisey ve Orhun Yazıtlarıdır. Kırgızlara ait Talas ve Yenisey Yazıtları Orhun’dan daha eskidir. M.S. VI. yüzyıla aittir. Fakat sadece birer mezar taşı yazıtıdırlar.
Uygur Alfabesi ise ikinci milli alfabemizdir. Bu alfabe kaynağını Soğd Alfabesinden almıştır. Ama Soğd alfabesi bize ait değil İranlılara aittir. Uygurlar bu alfabede kendilerine özgü değişiklikler yaptılar. Alfabe 18 harftir. 3’ü sesli 15’i sessizdir. Uygurlar taş yerine kâğıdı kullandıklarından ve aynı zamanda ilk hareketli matbaayı da icat ettiklerinden dolayı bu alfabe ile yazılmış birçok eser mevcuttur. Bilinen ilk Türk şairi olan Aprın-Çor Tigin de Uygur Türklerindendir.
Türk edebiyatı bu dönemde göçebe bir yaşamdan dolayı daha çok sözlü kaynaklara dayanıyordu.
Sagu ---> Cenaze törenlerinde yapılan ağıtlar
Sav ---> Atasözleri
Koşuk ---> Şölenlerde kopuz denen saz eşliğinde söylenen sözler
Destan ---> Kahramanlık konularını işleyen hikâyelerdir.
Oğuz Kağan Destanı HUNLAR
Alp Er Tunga Destanı İSKİTLER
Manas Destanı KIRGIZLAR
Göç (Kutlu Dağ) Destanı UYGURLAR
Türeyiş Destanı UYGURLAR
Mani Dini Destanı UYGURLAR
Ergenekon Destanı GÖKTÜRKLER
Bozkurt Destanı GÖKTÜRKLER
Türklerin İslam öncesine ait önemli destanlarıdır. İslam öncesi bir diğer önemli sözlü edebiyat ürünü ise Dede Korkut Hikâyeleridir. Burada Kıpçak Türkleri ile Oğuz Türklerinin mücadeleleri anlatılmaktadır.
ÖNEMLİ NOT: Türkler tarihi devirlere Orhun Kitabeleri ile girdiler. Türk tarihi ile ilgili en eski kaynaklar ise Çin kaynaklarıdır.
2006 KPSS-I
Aşağıdaki alfabelerden hangisi Türklere özgüdür?
A) Soğd B)Kiril C) Orhon
D)Latin E) Sanskrit
Cevap: C
6. HUKUK
Türklerde siyasi ve sosyal hayatı düzenleyen hukuk kurallarına töre denir. Töre yazılı hukuk değildir. Töre zamanla oluşur. Kağan, kurultay ve güçlü boy beyleri de kural koyabilir. Bu yüzden töre kuralları değişmez kurallar değildir. Hükümdar töreye uymak zorundadır. Ancak hükümdar kurultayın da onayını almak şartıyla zamana ve ihtiyaca göre töreye yeni hükümler ekleyebilir.
Adam öldürmenin cezası ölümdür.
Savaştan kaçanın cezası ölümdür.
Vatana ihanet edenin cezası ölümdür.
Soyguncunun mallarına el konur.
İlk Türk devletlerinde 2 türlü mahkeme vardır. Birincisi hükümdarın başkanlığında toplanan mahkeme olan Yargu’dur. Bu mahkeme siyasi suçluların yargılandığı mahkemedir. İkincisi ise hâkimlerin idaresinde toplanan ve adi suçlara (hırsızlık, cinayet gibi) bakan Yargan adlı mahkemelerdir.
7. SANAT
Türkler bu dönemde göçebe bir yaşam sürdüklerinden dolayı sanat eserleri taşınabilir malzemeden ibarettir. Büyük saraylar ve mimari eserler yapmamışlardır. Talas ve Yenisey civarındaki mezar taşları ile Göktürk Kitabeleri günümüze kalan önemli sanat eserleridir. Bunların dışında demircilik, dokumacılık, ahşap işlemeciliği ve süslemecilik alanlarında önemli sanat eserleri vardır. Sanat eserlerinde genellikle hayvan üslubu ön plandadır. Bunun da sebebi göçebe yaşamdır. İlk Türkler ölülerini eşyaları ile birlikte kurgan adlı mezarlara gömdüklerinden dolayı bugün bu kurganlardan o döneme ait birçok eser çıkartılmıştır. Fakat Uygurlar sanat alanında bu dönem Türk devletlerinden ayrılırlar. Çünkü Uygurlar yerleşik yaşama geçtiler ve mimari eserler yaptılar. Türk sanatı Uygurlar döneminde çok büyük bir ilerleme kaydetmiş, yerleşik yaşamla birlikte saray ve tapınak mimarisi ortaya çıkmıştır. Saray duvarlarına Freskler yaptılar. Mani ve Buda dinine ait figürler çizdiler. Ayrıca Uygurlar ilk minyatür örneklerini de verdiler ve bu minyatürlerle İslam sanatını da etkilediler.
Türkler İslam öncesi dönemde 12 Hayvanlı takvimi kullandılar. İslami dönemle birlikte Hicri Takvim, Celali Takvim, Rumi Takvim ve Miladi Takvimi kullanmaya başladılar.
8. TOPLUM YAPISI
En küçük birimi ailedir.
Aileye Oguş
Aileler birliğine Urug
Uruglar birliğine Boy
Boylar birliğine Bodun (Millet)
Halka ise Kün denirdi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
19/2/2009 · Kategori: TARIH DERSI
ASYA’DA KURULANLAR
Büyük Hun Devleti (M.Ö.220-M.S.216)
Kurucusu Teomandır. En önemli hükümdarı Mete Kağandır. 375 yılında Orta Asya’da Avar egemenliğinde yaşamamak için Don ve Volga nehirlerini geçip batıya göç ettiler. Bu durum da kavimler göçüne sebep oldu. Bu göçler sırasında Anadolu’ya gelerek burada da akınlarda bulundular.
Göktürk Devleti (M.S.552- 658)
Türk adı ile kurulan ilk Türk devletidir. Bizans’la yakın ilişkiler kurdular. Kurucusu Bumin kağandır. Bumin kağan ülkeyi kardeşi istemi yabgu ile birlikte yönetmiştir.
II.Göktürk (Kutluk) Devleti (682–745)
Kurucusu Kutluk (İlteriş) kağandır. En önemli hükümdarları Bilge kağandır. Bilge kağan ülkeyi kardeşi Kül Tigin ile birlikte yönetmiştir.
Uygurlar (745–840)
Mani dinini kabul ettiler. Böylece savaşçı özelliklerini kaybettiler. Yerleşik hayata geçen ilk Türklerdir.
Sibirler (Sabarlar) (V. ve VI. y.y.)
Sibirya’ya isimlerini verdiler. Parayı ilk kullanan Türklerdir. Bizansla savaştılar.
Kırgızlar (IX ve XIII. y.y.)
Moğollara boyun eğen ilk Türklerdir.
Hazarlar (VI ve X.y.y.)
Museviliği benimsediler. Hz. Osman döneminde İslam orduları ile savaştılar.
Karluklar (VIII. y.y.)
Müslüman olan ilk Türklerdir.
Türgişler (VII. y.y.)
İlk Türk parasını basan Türklerdir Emevi-İslam orduları ile savaştılar.
Akhunlar(Eftalitler) (V.y.y.)
BATI’DA (AVRUPA’DA) KURULANLAR
Avrupa Hun Devleti (M.S. 375–469)
Kurucusu Balamirdir. En önemli hükümdarları Attila’dır. Attila ülkeyi kardeşi Bleda ile birlikte yönetmiştir. Almanlara ait olan Nibelungen destanında Hunların Germenlerle olan mücadeleleri anlatılır. Hunlar zamanla yerli Avrupa halkı arasında eriyip Türklük özelliklerini kaybettiler.
Avarlar(M.S. VII. Ve IX. y.y.arası)
İstanbul’u ilk kuşatan Türklerdir. İki defa kuşattılar. Zamanla Hıristiyan oldular. Yerli Avrupalılar arasında eriyip Türklüklerini kaybettiler.
Bulgarlar (X. ve XIII. y.y. arası)
Tuna Bulgarları ve İdil Bulgarları olarak ikiye ayrıldılar. Tuna Bulgarları Hıristiyan oldu, İdil Bulgarları ise Müslüman oldular.
Macarlar (IX. y.y. ve XVI. y.y.)
Zamanla Hıristiyanlaşarak Türklük özelliklerini kaybettiler. Bugünkü Macarların atalarıdırlar.
Peçenekler (IX. y.y. ve XI. y.y.)
Bizans ordusunda paralı asker olarak savaştılar.
Kıpçaklar(Kumanlar)(XI. ve XIII. y.y.)
Sarı saçlı ve renkli gözlü olan Türklerdir.
Oğuzlar (Uzlar) (XI. y.y.)
Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Devletini kuran Türklerdir.
İLK TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET
1. DEVLET
Türkler’e göre devlet ilahi kıymeti olan, Tanrı tarafından verilmiş bir varlıktır. Devlete bu dönemde “il” denirdi.Devletin başında tek hükümdar bulunur ve hükümdar Kağan, Hakan, Han, Şanyu, Tanhu, Yabgu, İlteber ve İdikut gibi ünvanlar kullanırdı.Hükümdarlık yetkisinin Tanrı tarafından verildiğine inanılır ve buna da kut inancı denirdi. “Türk Tanrısı Türk milletinin adı ve sanı yok olmasın diye babam kağanla anam hatunu yükseltmiş şimdi de beni tahta çıkarmış”
Bilge Kağan – Orhun Kitabeleri
Hükümdarlık alametleri Otağ (Hakan çadırı) , Örgin (taht) , Sorguç (Börk denilen başlığa takılan at tüyü),Tuğ (Sancak) , Yay ve Davuldur. Hükümdarın görevleri ise bir baba olarak halkı doyurmak, giydirmek ve adaleti sağlamak, orduya komuta etmek, töreyi uygulamak ve Türk milletini bir araya toplamaktır. “Aç milleti doyurdum, Yalıncak milleti giydirdim, dağ gibi et yığdırdım, göl gibi kımız sağdırdım, az milleti çok ettim, ölü milleti dirilttim”
Halkın görevi ise savaşa iştirak etmek, devlete itaat etmek, askerlik yapıp vergi vermektir. Hükümdarın eşi olan Hatun yönetimde etkilidir ve hükümdarın vekilliğini yapardı. Yabancı elçileri kabul eder ve kurultaya katılırdı. Hükümdarın seçilme şekli (Veraset yasası) konusunda ilk Türk devletlerinde kesin bir kural yoktu. Hükümdar ailesinin bütün erkek üyeleri hükümdar olma hakkına sahipti.
ÖNEMLİ NOT: Buna kısaca OYAK (Hükümdarın Oğlu, Yeğeni, Amcası ve Kardeşi) diyebiliriz. Sadece Osmanlı ilerde bunu değiştirecek ve HSBC (Hükümdar Sadece Benim Çocuklarımdır) yapacaktır. Bundan dolayı ilk Türk devletleri taht kavgalarından dolayı çok kısa sürede yıkılmışlardır. Ama Osmanlı 600 yıl devam edecektir.
Taht kavgalarının yanında bazen kurultay da hükümdar seçerdi. Bazen en bilgili ve en yaşlı erkek üyenin de hükümdar olması gibi uygulamalar olmuştur. Ama en çok kullanılan yöntem ise hanedan üyelerinin birbirleriyle yaptıkları taht kavgalarıdır. Bu mücadeleden üstün çıkan kişi tahta geçerdi.
İlk Türk devletlerinde ülke doğu ve batı diye ikiye ayrılarak yönetilirdi. Doğuyu büyük kardeş kağan batıyı da küçük kardeş yabgu yönetirdi. Yabgu içişlerinde bağımsız dış işlerinde kağana bağlıdır. Ayrıca kağan devletin genel siyasetine bakar yabgu da devletin ekonomik ve askeri işlerine bakardı. Buna ikili yönetim sistemi denirdi. Göktürkler, Avrupa Hunları, Akhunlar, Bulgarlar, Macarlar, Oğuzlar, Türgişler ve Kıpçaklar bu sistemi uygulamışlardır.
İlk Türk devletlerinde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı büyük meclise kurultay, toy ya da kengeş denirdi. Bu meclise hükümdar, hatun, asker ve sivil yöneticiler, boy beyleri ve bağlı devletlerin yöneticileri katılırdı. Kurultaya katılma hakkına sahip olanlara Toygun denirdi.
Burada kağanın başkanlığında ülkenin ekonomik, siyasi, sosyal, dini ve askeri konuları görüşülür ve karara bağlanırdı. Her yıl 3 defa toplanırdı.
Birinci toplantı senenin ilk ayında yapılır ve daha çok dini konular görüşülürdü.
İkinci toplantı ilkbaharda 5. ayda yapılır, siyasi ve askeri durum görüşülürdü.
Üçüncü toplantı ise sonbaharda yani 9.ayda yapılır genel hayvan mevcudu devletin insan ve askeri gücü tespit edilirdi.
Kurultay dışında hükümet başkanına ise Aygucı (üge) denirdi. Hükümetin bakanlarına da Buyruk denirdi. Hükümetin yazışmalarını yapan görevlilere de Bitikçi ve Tamgacı denirdi. Askeri yöneticilere Tarkan, sivil yöneticilere de Apa denirdi. Ülkedeki vergi ve denetim işlerini yürütenlere de Todun denirdi.
Devlet Adamları
Kağan
Kurultay
Üge (Aygucı) Başbakan
Buyruk (Bakan)
Tigin ve Şad
Tigin prenstir. Vali olarak görevlendirildiğinde ise Şad ünvanını alırdı.
Bitikçi ve Tamgacı
Dış politika ve yazışmalarla ilgilenen görevlilerdir.
Tarkan
Askeri yöneticilerdir.
Todun
Sivil idarecilerdir.
Apa
Vergi ve denetim işlerine bakan görevlilerdir.
Yabgu
Doğuyu kağan Batıyı da kağanın küçük kardeşi Yabgu yönetirdi. Fakat Yabgu Kağana bağlıdır.
2. ORDU
Türk Ordusunun Özellikleri:
Paralı askerlerden oluşmaz. Sadece Hazarlar paralı ordu kurmuşlardır
Ordu-millet anlayışı vardır. Yani gerektiğinde herkes orduya katılırdı.
Genellikle süvarilerden (atlı askerlerden) oluşurdu.
On’lu sisteme dayanırdı ve temelini Asya Hun Hükümdarı Mete Han atmıştır. Onlu sistemde en büyük birlik 10.000 kişiden oluşan tümendi. Tümenler 1000, 100 ve 10 kişilik kuvvetlere ayrılırdı.
ÖNEMLİ NOT: Tarihte ilk düzenli Türk ordusunu Mete Kağan kurdu. Mete Kağanın tahta çıkış tarihi olan M.Ö. 209 yılı da Türk kara kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak kabul edilir. Türk ordusu yaygın olarak ok, yay, kement, mızrak, kılıç, kalkan ve mancınık kullanırdı. Ayrıca atı savaş sırasında ustalıkla kullanırlardı. Türk ordusunun bir diğer önemli özelliği de Turan-Sahte çekiliş ya da diğer ismi ile Kurt Kapanı taktiğidir. Bu taktikle Malazgirt, Niğbolu ve Mohaç savaşlarını kazandık.
Türkler diğer ulusları en çok askerlik ve yönetim alanında etkilediler.
3. DİN VE İNANIŞ
İslam öncesi Türk toplumunda inanç hoşgörüsünden dolayı çok çeşitli dinler vardır ve bu dinler yan yana yaşarlardı.
İduk --->Mukaddes yer ve su
Totemizm ---> Tabiat varlıklarına üstün özellikler yükleme
Şamanizm ---> Sihir ve büyüye dayanan bir inanç.
Atalar kültü ---> Atalara kutsal değerler verme
Yada taşı ---> Sihrine ve büyüsüne inanılan kutsal taş
Budizm ve Maniheizm ---> Genellikle Uygurlar’da vardır.
Hristiyanlık ---> Bulgarlar, Macarlar, Kumanlar ve Peçeneklerde
Musevilik ---> Hazarlar
Göktanrı inancı ---> En yaygın inançtır.
Din adamı Kam, Şaman ya da Baksı’dır
Göktanrı inancına göre tek bir Tanrı vardır ve insanları yöneten o’dur. Türkler ölüleri için Yuğ törenleri yaparlar. Ölülerini Kurgan adlı mezarlara eşyaları (at, ok, yay) ile birlikte gömerlerdi.
Mezara o kişinin hayatta iken öldürdüğü düşman sayısı kadar taş Balballar dikilirdi. Cennete uçmağ, cehenneme de tamu derlerdi. Türklerde ölülerini mumyalama geleneği de vardı. Hamile kadınları koruduğuna inanılan Umay adlı bir tanrıçaya da inanılırdı.
ÖNEMLİ NOT: Balballar insan figürü şeklinde olduğundan dolayı bu dönem sanat eserleri de sayılabilirler.
4. EKONOMİ
Ekonominin temeli hayvancılıktır. Bunun yanında ticaret de önemli bir geçim kaynağıdır. Ama tarımda gelişmemişlerdir. Çünkü göçebe bir yaşama sahiptirler. En önemli hayvanlar at ve koyundur. Bunların etinden ve sütünden yararlanılırdı. Ticaret ise genellikle hayvansal ürünlere dayalıdır. Canlı hayvan ve kürk satarlar bunun karşılığında Çin’den ipek, buğday alırlardı. İpek Yolu ve Kürk Yolu Türklerin elindeydi. İpek Yolu Çin’den başlar, Akdeniz’de sona erer ve sürekli Çin ile mücadele etmemize sebep olurdu. Kürk Yolu ise Bulgar ülkesinden Çin’e kadar uzanırdı.
ÖNEMLİ NOT: Parayı ticarette kullanan ilk Türkler Sibirler’dir. Bizans parasını kullandılar. İlk Türk parasını kullanan Türkler ise Türgişler’dir.
5. YAZI – DİL VE EDEBİYAT
Türkler tarih boyunca Göktürk (Orhon) , Uygur, Arap, Kiril (Rus) ve Latin alfabelerini kullandılar. Bunlardan sadece Göktürk ve Uygur alfabeleri Türkler’e aittir.
Göktürk alfabesi en eski alfabemizdir. 38 harften oluşur. 4’ü sesli 34’ü sessizdir. Orhun bölgesinde bulunan yazıtlarda rastlandığı için Orhun Alfabesi de denir. Bu alfabe 10. yy.a kadar Kırgızlar, Bulgarlar, Hazarlar ve Peçenekler tarafından kullanıldı. En eski tarih olarak M.Ö. V. yy.a ait olan Esik kurganında bir kepçenin üzerinde rastlanmıştır.
Ama Göktürk Alfabesi deyince tabiî ki akla Göktürk kitabeleri (Orhun Abideleri) gelir. Bu kitabeler 3 tanedir. Biri II. Göktürk (Kutluk) Devleti hükümdarı Bilge Kağan adına, biri Bilge Kağan’ın kardeşi Kültigin adına diğeri de Vezir Tonyukuk adına yazılmıştır. 8. yy.ın ilk yarısında (725’te) dikilmişlerdir.
Vezir Tonyukuk kendi kitabesini kendisi yazmış, Bilge Kağan ve Kültigin’inkini ise Yolluğ Tigin yazmıştır. Bu kitabeler 1893’te Danimarkalı Thomsen tarafından okunmuştur.
Bu kitabelerde devlet anlayışı, devlet adamlarının ve halkın görevleri belirtilmiştir. Türk-Çin mücadeleleri ve bağımsızlığın önemi anlatılmıştır. Bugün bu kitabeler Moğolistan’ın başkenti Olan-Batur’da bulunmaktadır. Bu kitabe Türk adının geçtiği ilk Türkçe metindir.
ÖNEMLİ NOT: Karabalasagun Yazıtları, Uygurlar’a aittir ve Mani Dini ile ilgili bilgiler verir. Türkçe, Çince ve Soğdca yazılmıştır.
ÖNEMLİ NOT: Türkler’e ait en eski yazıtlar Talas, Yenisey ve Orhun Yazıtlarıdır. Kırgızlara ait Talas ve Yenisey Yazıtları Orhun’dan daha eskidir. M.S. VI. yüzyıla aittir. Fakat sadece birer mezar taşı yazıtıdırlar.
Uygur Alfabesi ise ikinci milli alfabemizdir. Bu alfabe kaynağını Soğd Alfabesinden almıştır. Ama Soğd alfabesi bize ait değil İranlılara aittir. Uygurlar bu alfabede kendilerine özgü değişiklikler yaptılar. Alfabe 18 harftir. 3’ü sesli 15’i sessizdir. Uygurlar taş yerine kâğıdı kullandıklarından ve aynı zamanda ilk hareketli matbaayı da icat ettiklerinden dolayı bu alfabe ile yazılmış birçok eser mevcuttur. Bilinen ilk Türk şairi olan Aprın-Çor Tigin de Uygur Türklerindendir.
Türk edebiyatı bu dönemde göçebe bir yaşamdan dolayı daha çok sözlü kaynaklara dayanıyordu.
Sagu ---> Cenaze törenlerinde yapılan ağıtlar
Sav ---> Atasözleri
Koşuk ---> Şölenlerde kopuz denen saz eşliğinde söylenen sözler
Destan ---> Kahramanlık konularını işleyen hikâyelerdir.
Oğuz Kağan Destanı HUNLAR
Alp Er Tunga Destanı İSKİTLER
Manas Destanı KIRGIZLAR
Göç (Kutlu Dağ) Destanı UYGURLAR
Türeyiş Destanı UYGURLAR
Mani Dini Destanı UYGURLAR
Ergenekon Destanı GÖKTÜRKLER
Bozkurt Destanı GÖKTÜRKLER
Türklerin İslam öncesine ait önemli destanlarıdır. İslam öncesi bir diğer önemli sözlü edebiyat ürünü ise Dede Korkut Hikâyeleridir. Burada Kıpçak Türkleri ile Oğuz Türklerinin mücadeleleri anlatılmaktadır.
ÖNEMLİ NOT: Türkler tarihi devirlere Orhun Kitabeleri ile girdiler. Türk tarihi ile ilgili en eski kaynaklar ise Çin kaynaklarıdır.
2006 KPSS-I
Aşağıdaki alfabelerden hangisi Türklere özgüdür?
A) Soğd B)Kiril C) Orhon
D)Latin E) Sanskrit
Cevap: C
6. HUKUK
Türklerde siyasi ve sosyal hayatı düzenleyen hukuk kurallarına töre denir. Töre yazılı hukuk değildir. Töre zamanla oluşur. Kağan, kurultay ve güçlü boy beyleri de kural koyabilir. Bu yüzden töre kuralları değişmez kurallar değildir. Hükümdar töreye uymak zorundadır. Ancak hükümdar kurultayın da onayını almak şartıyla zamana ve ihtiyaca göre töreye yeni hükümler ekleyebilir.
Adam öldürmenin cezası ölümdür.
Savaştan kaçanın cezası ölümdür.
Vatana ihanet edenin cezası ölümdür.
Soyguncunun mallarına el konur.
İlk Türk devletlerinde 2 türlü mahkeme vardır. Birincisi hükümdarın başkanlığında toplanan mahkeme olan Yargu’dur. Bu mahkeme siyasi suçluların yargılandığı mahkemedir. İkincisi ise hâkimlerin idaresinde toplanan ve adi suçlara (hırsızlık, cinayet gibi) bakan Yargan adlı mahkemelerdir.
7. SANAT
Türkler bu dönemde göçebe bir yaşam sürdüklerinden dolayı sanat eserleri taşınabilir malzemeden ibarettir. Büyük saraylar ve mimari eserler yapmamışlardır. Talas ve Yenisey civarındaki mezar taşları ile Göktürk Kitabeleri günümüze kalan önemli sanat eserleridir. Bunların dışında demircilik, dokumacılık, ahşap işlemeciliği ve süslemecilik alanlarında önemli sanat eserleri vardır. Sanat eserlerinde genellikle hayvan üslubu ön plandadır. Bunun da sebebi göçebe yaşamdır. İlk Türkler ölülerini eşyaları ile birlikte kurgan adlı mezarlara gömdüklerinden dolayı bugün bu kurganlardan o döneme ait birçok eser çıkartılmıştır. Fakat Uygurlar sanat alanında bu dönem Türk devletlerinden ayrılırlar. Çünkü Uygurlar yerleşik yaşama geçtiler ve mimari eserler yaptılar. Türk sanatı Uygurlar döneminde çok büyük bir ilerleme kaydetmiş, yerleşik yaşamla birlikte saray ve tapınak mimarisi ortaya çıkmıştır. Saray duvarlarına Freskler yaptılar. Mani ve Buda dinine ait figürler çizdiler. Ayrıca Uygurlar ilk minyatür örneklerini de verdiler ve bu minyatürlerle İslam sanatını da etkilediler.
Türkler İslam öncesi dönemde 12 Hayvanlı takvimi kullandılar. İslami dönemle birlikte Hicri Takvim, Celali Takvim, Rumi Takvim ve Miladi Takvimi kullanmaya başladılar.
8. TOPLUM YAPISI
En küçük birimi ailedir.
Aileye Oguş
Aileler birliğine Urug
Uruglar birliğine Boy
Boylar birliğine Bodun (Millet)
Halka ise Kün denirdi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
17/12/2008 · Kategori: TARIH DERSI
KARAHANLILAR: (840-1212)
Kurulduğu Yer: Orta Asya’da Tanrı dağlarının kuzey ve güneyinde kuruldu.
Kurucusu: Bilge Kül Kadir Han’dır.
Hükümdarları:
Bilge Kül Kadir Han
Satuk Buğra Han
Yusuf Kadir Han
Özellikleri:
* Satuk Buğra Han zamanında İslamiyeti resmen kabul ettiler. Satuk Buğra Han “Abdülkerim” adını aldı.
* Samanoğulları ve Gaznelilerle savaşlar yaptılar.
* En parlak dönemleri Yusuf Kadir Han zamanıdır.
Not: Karahanlılar, ilk Müslüman Türk devletidir.
Yıkılış Sebepleri:
Ø Yusuf Kadir Han’ın ölmeden önce ülkesini çocukları arasında paylaştırması,
Ø Çıkan karışıklıklar ve taht kavgaları,
Ø Karahanlıların 1058’de Doğu ve Batı Karahanlılar olmak üzere ikiye ayrılmasıdır.
- Doğu Karahanlılar, Karahitaylar tarafından yıkıldı (1130).
- Batı Karahanlılar, Harzemşahlar tarafından 1212 de yıkıldı.
GAZNELİLER: (963-1178)
Kurulduğu Yer: Afganistan, Hindistan ve İran.
Kurucusu: Alp Tigin’dir.
Hükümdarları:
Alp Tigin,
Sultan Mahmut (Gazneli Mahmut)
Sultan Mesut
Özellikleri:
* Devletin en parlak dönemi Gazneli Mahmut zamanıdır. Bu dönemde devlet en geniş sınırlara ulaştı ve imparatorluk haline geldi.
* Gazneli Mahmut Hindistan’a 17 sefer yaparak burada islamiyetin yayılmasını sağladı.
* Büveyhoğullarından Irak’ın kuzey taraflarını aldı. Böylece Ganj ırmağından Irak’a kadar ulaşan büyük bir devlet kurmuş oldu.
* Abbasi halifeliğini Şii Büveyh oğullarının baskısından kurtardı.
* Selçuklularla savaştı ve onları yenilgiye uğrattı.
* Sultan Mahmut’un ölümü üzerine yerine Sultan Mesut geçti.
* Sultan Mesut da Hindistan’a seferler yaptı. Selçuklularla yaptığı Dandanakan Savaşında yenildi (1040).
Yıkılış Sebepleri:
Ø Selçuklularla yapılan Dandanakan Savaşından sonra devletin zayıflamaya başlaması.
Ø Ülkede iç karışıklıkların çıkması.
* Gazne Devleti, 1187 yılında Gurlular (Afgan Yerlileri) tarafından yıkıldı.
TOLUNOĞULLARI: (868-905)
Kurulduğu Yer: Mısır.
Kurucusu: Tolunoğlu Ahmet.
Not: Mısır’da kurulan ilk Türk devletidir.
Özellikleri:
* Mısır’da Türk kültürü yayıldı ve Mısır, Tolunoğulları tarafından imar edilerek zenginleştirildi.
* Suriye alındı.
Yıkılışı:
Tolunoğlu Ahmet’in ölümünden sonra oğulları zamanında iç karışıklıklar çıktı. Bu durumdan yararlanan Abbasiler, Tolunoğullarına son verdiler (905).
İHŞİTLER (AKŞİTLER): (935-969)
Kurulduğu Yer: Mısır.
Kurucusu: Ebubekir Muhammed.
Özellikleri:
* Mısır’da kurulan ikinci Türk devletidir.
* Suriye’yi aldılar ve ülke topraklarına kattılar.
Yıkılışı:
Fatimiler tarafından ortadan kaldırıldı.
BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ (1040-1157)
Kurulduğu Yer: Horasan.
Kurucusu: Tuğrul Bey.
* Selçuklular, Oğuzların Üçok kolunun Kınık boyundandır.
* Büyük Selçuklu Devleti’ne, bu boydan olan Selçuk Bey adını verdi.
* Selçuk Bey, Oğuzlar Devleti’nde subaşı iken, Oğuz Devleti’nin hükümdarı ile arasında çıkan anlaşmazlık yüzünden kendisine bağlı ordularla güneye inerek Seyhun ırmağı yakınlarındaki Cent şehrine yerleşti (930-935).
Hükümdarları:
Selçuk Bey
Arslan Yabgu
Tuğrul ve Çağrı Beyler
Alp Arslan
Melikşah
Sultan Sencer
Selçuk Bey:
* Cent şehrinde İslamiyet’i kabul etti.
* Bir çok Türk boyunu yönetimi altına aldı.
* Samanoğulları ile Karahanlılar arasındaki savaşta, daha güçsüz olan Samanoğullarına yardım etti. Karşılığında toprak aldı.
Arslan Yabgu:
* Selçuk Bey’in ölümünden sonra yerine oğlu Arslan Yabgu geçti.
* Selçukluların güçlenmesini istemeyen Gazneli Mahmut, Arslan Yabgu’yu tutuklattı.
Tuğrul ve Çağrı Beyler:
* Tuğrul ve Çağrı beyler, iki kardeş olarak toprakları parçalamadan aralarında iş bölümü yaparak ülkeyi idare ettiler.
* Gaznelilerle başarılı savaşlar yaptılar.
* Horasan’ın önemli şehirlerinden biri olan Nişabur’u aldılar (1038).
Dandanakan Savaşı (1040):
Selçuklular ile Gazneliler arasında yapıldı.
Sebepleri:
* Gazneliler’in Selçukluları Horasan’dan çıkarmak istemeleri.
* Selçukluların kendilerine yurt arayışı içinde olmaları.
Sonuçları:
- Gazneliler yenilgiye uğratıldı ve yıkılma sürecine girdi.
- Selçuklular büyük bir zafer kazandı. Horasan ve İran toprakları Selçukluların eline geçti.
- Büyük Selçuklu Devleti kuruldu (1040).
- Tuğrul Bey sultan ilan edildi. Devleti Çağrı Bey ile birlikte yönetti.
- Rey şehri alınarak başkent yapıldı.
- Selçukluların İslam dünyasındaki otoritesi arttı.
* Abbasi halifesinin, Şii Büveyhoğullarının baskılarına karşı Selçuklulardan yardım istemesi üzerine Tuğrul Bey, Bağdat Seferine çıkarak 1055 Abbasileri Şii Büveyhoğullarının baskısından kurtardı. Böylece Türk-İslam dünyasının koruyuculuğu Selçukluların eline geçti. Bu olaydan sonra İslam Dünyasının dini lideri Abbasiler, siyasi lideri de Selçuklular oldu.
* Bizans üzerine sefere çıkılarak Doğu Anadolu’da başarılı savaşlar yapıldı. Bir çok şehir alındı (Erzurum, Kemah, Malatya, Sivas).
Pasinler Savaşı (1048):
* Selçuklular ile Bizanslılar arasında yapılı.
* Gürcüler Bizanslılara yardım etti.
Sebepleri:
Ø Dandanakan Savaşı’ndan sonra Selçuklular’ın batı yönünde ilerlemeleri.
Ø Bizanslıların, Türklerin Anadolu’ya girmelerini engellemek istemeleri.
Not: Pasinler (Hasankale) Savaşı, Selçuklular ile Bizanslılar arasında yapılan ilk savaştır.
Sonuçları:
Ø Bizanslılar yenildi ve Selçukluları Resmen tanıdı.
Ø Doğu Anadolu, Selçukluların denetimine girmeye başladı. Van’dan Trabzon’a kadar olan topraklar Selçuklular’ın eline geçti.
Ø Gürcü Kralı Liparit, Selçuklulara esir düştü.
Alp Arslan (1063-1072):
* Önce iç işlerini düzeltti. Çıkan ayaklanmaları bastırdı.
* Bizans İmparatorluğuna savaş açıldı. Gürcistan, Ani Kalesi ve Kars alındı.
* Alp Arslan, komutanlarını Anadolu’nun fethi ile görevlendirdi. Türk akıncıları Akdeniz kıyılarına kadar ilerlediler.
Malazgirt Savaşı (26 Ağustos 1071):
Selçuklular ile Bizanslılar arasında yapıldı.
Sebebi:
Bizans’ın, Anadolu’ya yapılan Türk akınlarını önlemek, Doğu Anadolu’da gittikçe güçlenen Selçuklu egemenliğine karşı koymak istemesidir.
Gelişmesi:
- Savaş, Malazgirt ile Ahlat arasındaki Malazgirt ovasında başladı.
- Selçuklu kuvvetleri üçe bölündü.
- Alp Arslan sahte geri çekilme planı uygulayarak Bizans ordusunu merkezden ayırdı.
- Bu sırada Bizans ordusunda bulunan Peçenek ve Uzlar, Selçuklu tarafına geçtiler. Pusuya yatan Türk askerlerinin seri hücumu ile Bizans ordusu büyük bir yenilgiye uğradı.
- Ancak savaşın kazanılmasında ordunun manevi gücünün yüksek olması, iyi teşkilatlanması ve Alp Arslan gibi yetenekli, güçlü bir hükümdar tarafından yönetilmesinin de büyük katkısı vardır.
Sonuçlar:
Ø Türkler büyük bir zafer kazandı.
Ø Bizans İmparatoru Romen Diyojen esir düştü.
Ø Yapılan Antlaşma Sonunda;
ü Doğu Anadolu’da ki bazı şehirler Türklere bırakıldı.
ü Bizanslılar her yıl vergi verecekti.
ü Alp Arslan, esir alınan askerleri serbest bıraktı.
Not: Malazgirt zaferi ile Anadolu’nun kapısı Türklere açıldı. Türkler Anadolu’ya yerleşmeye başladı.
* Alp Arslan, Batı Karahanlılar üzerine çıkacağı bir sefer sırasında öldürüldü.
Melikşah (1072-1092):
Ø Ege Denizine ve boğazlara kadar bütün Anadolu alındı.
Ø Suriye, Filistin ve Arabistan alındı.
Ø Devletin sınırları; doğuda Tanrı dağları ve Seyhun ırmağından batıda Akdeniz kıyılarına, kuzeyde Kafkas dağlarından güneyde Basra körfezine kadar genişletildi.
Ø Vezir Nizamülmülk’ün koduğu kanun ve metotlarla devlet işleri çok düzenli olarak yürütüldü.
Ø Güçlü bir ordu ile, çıkan ayaklanmalar hemen bastırıldı.
Ø Başkent, Rey’den İsfahan’a taşındı.
Ø Selçukluların en parlak dönemidir.
Ø Melikşah’ın ölümünden sonra oğulları arsında taht kavgaları başladı ve ülkede ayaklanmalar çıktı.
Sultan Sencer (1118-1157):
ü Merv şehri başkent yapıldı.
ü Gaznelilerden Gazne şehri, Karahanlılardan Maveraünnehir alındı.
ü Karahitaylılarla yapılan Katvan Savaşı’nda Selçuklular yenilgiye uğradı (1141). Maveraünnehir elden çıktı.
ü Bundan sonra ayaklanan Oğuzlar üzerine gidildi. Fakat Sultan Sencer esir düştü. Bir süre sonra 1157’de öldü.
ü Sultan Sencer’in ölümüyle Büyük Selçuklu Devleti yıkıldı (1157).
Büyük Selçuklu Devleti’nin Yıkılma Sebepleri:
Ø Ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaştırılması ve taht kavgaları,
Ø Atabeylerin, merkezi otoritenin zayıflamasıyla bağımsızlıklarını ilan etmeleri,
Ø Haçlı Seferlerinin meydana getirdiği sarsıntılar,
Ø Türkmenlerin küstürülmesi,
Ø Abbasilerin, eski güçlerine kovuşmak için Selçuklular aleyhine çalışmalarıdır.
Katvan Savaşı’nın yıkıcı etkisi
Ø Batınilerin çalışmalarıdır.
Büyük Selçuklu Devleti’nin Yıkılmasından Sonra Kurulan Devletler
- Suriye Selçukluları
- Horasan Selçukluları
- Kirman Selçukluları
- Irak Selçukluları
- Anadolu Selçukluları
HARZEMŞAHLAR (1097-1231):
Kurulduğu Yer: Aral gölüne dökülen Ceyhun ırmağı deltasıyla, buranın güneyindeki yerlerde kuruldu (Harezm).
Kurucusu: İl Arslan.
Özellikleri:
Ø Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın komutanlarından Anuş Tigin, Harzem valiliğine atandı.
Ø Anuş Tigin’in ölümünden sonra oğlu Kutbeddin Muhammed, harzemşah unvanı ile buraya gönderildi. Kutbeddin Muhammed otuz yıl başarı ile Harzem’i yönetti.
Ø Daha sonra Atsız, ardından İl Arslan başa geçti.
Ø Büyük Selçuklu Devleti’nin parçalanmasıyla İl Arslan zamanında Harzemşahlar bağımsız oldular.
Ø Alaeddin Tekiş, Horasan ve İsfehan taraflarını aldı. Alaeddin Tekiş, Harzemşahlarının en tanınmış hükümdarıdır.
Ø Alaeddin Muhammed, İran’ı ve Maveraünnehiri aldı. Böylece Seyhun ırmağından Dicle’ye kadar uzanan bir Türk devleti kurulmuş oldu.
Yıkılışı:
ü 1220 yılında Moğolların saldırısına uğradılar ve yenildiler.
ü Celalettin Harzemşah, Moğollarla yaptığı savaşlarda başarı sağlayamadı. Öldürülmesi üzerine Moğollar tarafından yıkıldı (1231).
MOĞOL DEVLETİ(1196-1227)
Kurulduğu yer:Moğolistan da kuruldu.
Kurucusu: Cengiz Han’dır.
Başkenti: Karakum’dur.
Özellikleri
* Cengiz Han; güçlü ve disiplinli bir ordu kurdu. Çin’i on yıl süren savaşlardan sonra egemenliği altına aldı.
* Karhitaylar ve Harzemşahlar Devleti’ni yıktı. Kıpçak ülkelerini ve İran’ın büyük bir bölümünü aldı.
* Rusya içlerine ilerlediği sırada öldü.
Yıkılışı:
* Cengiz Han’dan sonra başa geçen Moğol hükümdarları, bu çok büyük devletin bütünlüğünü koruyamadılar. İmparatorluk dört ayrı devlete ayrıldı.
* Bunlar;
1- Kubilay Hanlığı, (Çin)
2-Altın Orda Devleti, (Karadeniz’in Kuzeyi)
3- Çağatay Devleti, (Türkistan)
4- İlhanlılar Devleti, (İran)dır.
* Bu devletler, XIV. Yüzyılın sonlarına doğru yıkıldılar.
* Kubilay Hanlığı hariç diğerleri XIV.yüzyılın başından itibaren İslamiyet’i kabul edip Türkleştiler.
ALTIN ORDA DEVLETİ(1227-1502)
Kurulduğu yer: Hazar gölü ile Karadeniz’in kuzeyi
Kurucusu: Cengiz Hanın torunu Batu Han’dır.
Başkenti: Saray Şehri’dir.
Özellikleri
* Batu Han, İtil Bulgarlarını ve Kıpçakları yönetimi altına alarak devleti kurdu. Devletin Sınırlarını doğuda Aral gölünde Batı da Macaristan içlerine kadar genişletti.
* 1275’te hükümdar olan Berke Han, İslam dinini kabul etti.
* İlhanlı Devleti ile savaştılar.
* Rusları vergiye bağladılar.
Yıkılışı:
* XIV. Yüzyılın ikinci yarısında iç karışıklıklar çıktı. Devlet zayıf düştü ve parçalandı. Timur’un yaptığı seferler sonucunda dörde ayrıldı.
Bunlar:
- Sibirya Hanlığı,
- Hacı Tahran Hanlığı,
- Kazan Hanlığı,
- Kırım Hanlığı.
* Kırım Hanı Mengli Giray 1502’de Altın Orda Devleti’ne son verdi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
17/12/2008 · Kategori: TARIH DERSI
İSLAMİYETİN DOĞUŞU SIRASINDA DÜNYANIN GENEL DURUMU
* Bizans: Güçlüdür, Ortodokstur.
* Sasaniler: İranda. Zerdüşt (Mecusi).
* Hindistan: Derebeylik var. Hinduizm, Budizm.
* Çin: Sınırlarını genişletmişti. Konfüçyüs, Taoizm, Budizm.
* Avrupa: B.Roma yıkıldı ve yerine Vizigot, Ostrogot ve Frank krallıkları kuruldu. Feodalite var. Papa ve Kilise güçlendi.
* Afrika: K.Afrika’da Bizans egemenliği vardır.
İSLAMİYETTEN ÖNCE ARAP YARIMADASININ DURUMU
* Siyasi Durum: Siyasi birlik yoktu. Kabile hayatı vardı. Önemli devletler; Main, Seba, Himyeri, Nebat, Tedmür, Gassani, Lahmiler.
* Din ve İnanış: Putperestlik vardır. Mekke’de ki Kabe kutsaldır.
* Sosyal ve Ekonomik Hayat: Bedevi denilen göçebeler çoğunluktadır. Mekke-Ticaret, Medine-Tarım ile uğraşırdı. Kölelik yaygındır. Çok kadınla evlilik vardır. Kadınların hiçbir hakkı yoktur.
* Şiir çok önemlidir. Edebiyata çok önem vermişlerdir.
HZ.MUHAMMED DEVRİ
571 yılında Mekke’de doğdu. 25 yaşında iken Hz.Hatice ile evlendi. 40 yaşında iken 610 yılında ilk vahiy geldi. İlk inananlar; Hatice, Ali, Ebubekir, Zeyd. Habeşistan’a göç 615 yılında oldu. 619 yılında Ebu Talib (amcası) ve Hatice vefat etti. 621 yılında, I.Akabe Biatı’nda 12 Medineli vardı. 622 yılında 75 kişi II.Akabe Biatı’na geldi. 622 yılında Mekke’den Medine’ye Hicret yapıldı.
* Bedir Savaşı: Müslümanlar kazandı. (624)
* Uhud Savaşı: Müslümanlar yenildi. (625)
* Hendek: Müslümanlar kazandı. (627)
* Hudeybiye Barışı: Müsl.-Medineliler arasında 628’de.
* Hayber: Yahudiler yenildi. (629)
* Mute: Bizans ile ilk savaş. (629)
* Mekke’nin Fethi: 630.
* Huneyn ve Taif Seferi: 630.
* Tebük Seferi: 631. Hz. Muhammed’in son seferi.
* Veda Haccı: 632.
1. HZ.EBUBEKİR (632-34):
* Yalancı peygamberler ile mücadele edildi. Zekat vermek istemeyenler ile savaşıldı (Yemen, Umman)
* Kuran, kitap haline getirildi.
* Irak seferi ile Sasaniler yenildi.
Hire bölgesi alındı.
* Yermük sav. ile Bizans yenildi. (634).
* Halife ve memurlara maaş bağlandı.
2. HZ.ÖMER (634-44):
* Ecnadin sav. ile Bizans yenilgiye uğratıldı. (635). Suriye alındı. Ardından Antakya ve Kudüs, Filistin alındı (637).
* İran’ın Fethi: 636 Kadisiye, 637 Celula, 642 Nihavent savaşı ile Sasaniler yıkıldı. İran alındı.
- Sınırlar Horasan’a kadar ulaştı.
- Türklerle komşu olundu.
* Mısır’ın Fethi: 642’de İskenderiye alındı. Bingazi ve Trablusgarp alındı.
Teşkilatlanma:
* İlk Divan teşkilatı kuruldu.
* Divan-ı Cund (Ordu divanı)
* Ülke vilayetlere ayrıldı ve valiler tayin edildi.
* Vilayetlere Kadılar yollandı.
* Nüfus sayımı yapıldı.
* İlk düzenli ve daimi ordu.
* Beyt-ül Mal (Devlet hazinesi)
* Hicri takvim kullanıldı.
* İkta sistemi kullanıldı.
* Cundordugah şehirleri kuruldu.
3. HZ.OSMAN (644-56):
* İran’ın fethi tamamlandı.
* Horasan alındı. Akhunlar yenildi.
* Tunus fethedildi. Berberiler islamiyeti kabul etti.
* Hazar Türkleri, İslam ordusunu durdurdu.
* Suriye sahillerinde ilk İslam donanması kuruldu. İlk sefer Kıbrıs üzerine yapıldı ve vergiye bağlandı.
* Rodos alındı, Kuran, çoğaltılarak önemli yerlere dağıtıldı. Hz.Osman Emevi soyundan olanları önemli görevlere getirdiği için karışıklıklar çıktı. Irak ve Mısır’da karışıklık çıktı. Hz.Osman evinde şehit edildi
4. HZ.ALİ (656-661):
* Cemel Vakası:
Hz.Ali ile Ayşe, Talha, Zübeyr arasında oldu. Hz.Ali kazandı. (656). Müslümanlar arasındaki ilk savaştır.
* Sıffın Savaşı (657):
Ali ile Muaviye arasında oldu.
Hakem olayı:
1. Ali taraftarları - (Şii)
2. Muaviye taraftarı - (Emevi)
3. Hariciler
* Nehruvan Sav. (659):
Hz.Ali, Haricileri yenmiştir.
NOT: Halifelerin seçimle işbaşına gelmesi sona
EMEVİLER (661-750):
* Merkez: Şam
* İstanbul iki kez kuşatıldı. (669-674).
* Devleti Muaviye kurdu.
* Muaviye ilk posta teşkilatı ve muhafız birliği oluşturdu.
* Muaviye ölmeden önce oğlu Yezid’i halife seçtirdi. Böylece halifelik saltanat haline geldi.
* 680’de Yezid’in askerleri tarafından Kerbela’da Hz.Hüseyin ve yakınları şehit edildi. (Bu olay ile ayrılıklar kesinleşti, Sünni-Şii).
* Abdülmelik Dönemi:
- Arapça resmi dil oldu.
- İlk kez Arapça yazılı Altın ve Gümüş para basıldı.
* Velid devrinde Maveraünnehir Türklerden alındı.
* Süleyman devrinde İstanbul kuşatıldı.
* Hişam Devri: 732 Puvatya savaşı, Müslümanlar ile Franklar arasında yapıldı ve Müslümanlar yenildi.
* Irkçı bir devlettir. Arap milliyetçiliği uygulamışlardır.
ABBASİLER (750-1258):
* İlk halifeleri; Ebu’ı Abbas Abdullah, daha sonra Ebu Cafer Mansur.
* Bağdat merkez yapıldı.
* Kültürel ve bilimsel alanda ilerlemeler oldu. Yunan ve Helenistik eserler ilk kez Arapça’ya çevrildi.
* En parlak dönem Harun Reşit dönemi.
* Bizans vergiye bağlandı.
* Bağdat’ta rasathane kuruldu ve Cebir ilmi bulundu.
* Mutezile mezhebi ortaya çıktı.
* Memun ve Mutasım zamanında Türklerle önem verildi. Bu dönemde Türkler için Samerra şehri kuruldu.
* Bizans’a karşı Avasım denilen sınır şehirleri kuruldu.
* Emir-ül Ümera denilen komutanların bölgelerinde bağımsız olmaları ile Tevaif-i Mülük denilen devletler kuruldu.
* Abbasilerin Genel Özellikleri;
- Irkçı politika izlemediler.
- İlim ve kültüre önem verdiler.
- 751 Talas savaşından sonra Türkler kitleler halinde Müslüman oldular.
- Ümmetçidirler.
ENDÜLÜS EMEVİLERİ (756-1031):
* Abdurrahman tarafından kuruldu.
* Merkezi “Kurtuba” şehridir.
* Kültürel faaliyetlere önem vermişlerdir.
* Medreselerine, Avrupa’nın her yerinden öğrenci gelmiş ve İslam kültürü yayılmıştır.
* Son halife III.Hişam’dan sonra devlerin yerine 14 beylik kuruldu. En önemlisi Ben-i Ahmer devletidir. Merkezi Gırnata’dır. (1230-1492).
* El Hamra sarayı bu dönemde yapıldı
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
17/12/2008 · Kategori: TARIH DERSI
İSLAMİYET'TEN ÖNCEKİ TÜRK TARİHİ
Türk Adının Anlamı: Yapılan araştırmalar sonucunda Pers, Bizans kaynakları ve eski Türkçe metinlerden anlaşıldığına göre Türk kelimesinin anlamının "güçlü, kuvvetli" anlamına geldiği ifade edilmektedir.
Türkler tarih boyunca değişik adlarla birçok devlet kurmuşlardır. Türk adı ilk defa Göktürkler tarafından devlet adı olarak kullanılmış ve aynı dili konuşan, aynı kültüre sahip olan toplulukların ortak adı olmuştur. 'Türk" adına ilk defa Göktürk Kitabeleri'nde rastlanmaktadır.
Türkler'in İlk Anayurdu: Türklerin ilk anayurdu Orta Asya'dır. Orta Asya; doğuda Kingan dağlan, batıda Hazar Denizi, güneyde Hindikuş ve Karanlık dağları, kuzeyde ise Altay dağları ve Baykal gölü ile çevrili olan bölgedir.
Coğrafi şartların elverdiği ölçüde üstün bir medeniyet kuran Türkler'in yaşadığı ilk kültür çevresine "Andro-nova kültürü" denilmektedir. Andronova Kültürü'nde tunçtan ve altından eşya yapımı yaygındır. Bakır eşyaların üzeri altınla kaplanmıştır. Andronova'nın devamı "Karasuk Kültürü"dür. Dünyada demirin işlenerek çeşitli eşyaların yapılması ilk defa bu kültür çevresinde görülmüştür. Bu maden Hindistan, Avrupa ve Çin'de ancak yüzyıllar sonra kullanılmaya başlanmıştır.
İklim şartları ve yeryüzü şekillerine uygun olarak Türkler yarı göçebe bir hayat tarzını benimsemişler, daha çok hayvancılık ve tarımla uğraşmışlardır.
Orta Asya'dan Yapılan Türk Göçlerinin Nedenleri
- Kuraklık, nüfus artışı, salgın hayvan hastalıkları ve otlakların yetersizliği
- Dış baskılar, boylar arasında mücadelelerin olması ve bağımsız yaşamak amacıyla Orta Asya'dan göç eden Türkler, Avrupa ve Afrika Kıtalarına yayılmışlardır.
Bundan dolayı Türk tarihini belirli bir coğrafya kronolojik zaman kesiti içinde bir bütün olarak incelemek zordur. Geçmişte ve günümüzde çeşitli coğrafi bölgelerdeki Türk topluluklarının varlığı bu göçlere dayanmaktadır.
Orta Asya'dan Yapılan Türk Göçleri'nin Sonuçları
- Türkler gittikleri yerlerin halklarına Orta Asya kültür ve uygarlığını tanıtmışlardır.
- Maden işlemeciliğini öğreterek bu toplulukları taş devrinden maden devrine yükseltmişlerdir.
A) İSKİTLER
M.Ö. VII. yüzyılda Orta Asya'dan Karadeniz'in kuzey bölgelerine göç eden ve tarihte ilk defa adını duyuran Türk topluluğuna Yunanlılar "İskit", İranlılar ise "Saka" adını vermişlerdir.
Üstün bir kültüre sahip olan İskitler, doğudan gelen göçlerle daha batıya gitmişler ve böylece İskitler'in kültürü Avrupa'da da yayılmıştır.
Savaşçı bir topluluk olan İskitler, iyi ata binerler ve iyi silah kullanırlardı, İskitler'in, İranlılarla savaşlarını anlatan Alp Er Tunga (Afrasiyab) destanındaki Alp ErTunga'nın İskit hükümdarı olduğu bilinmektedir. Savaşta kadınlar da erkeklerle birlikte savaşırlardı.
Gelenekleri, hayat tarzları ve töreleri Hunlar'a benzeyen İskitler, ölülerini atları ve silahlarıyla birlikte gömerlerdi.
Silahlar, koşum takımları, süs eşyaları, vazolar ve araba süsleri yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Süslemelerindeki savaş sahneleri ve mücadele halindeki hayvan figürleri işlemelerinden oluşan sanat anlayışına "Hayvan Üslubu" denir.
B) BÜYÜK HUN DEVLETİ
(Asya Hun İmparatorluğu)
Orta Asya'da bilinen ilk teşkilatlı Türk devletidir. İlkçağ'da kurulan tek Türk devletidir. Türkler tarafından kutsal sayılan Ötügen merkez olmak üzere Orhun ve Selenga ırmakları dolaylarında kurulmuştur. Bilinen ilk hükümdarları Teoman'dan sonra devletin başına oğlu Mete geçmiştir. Mete Orta Asya'da yaşayan bütün Türk boyları ile başta Moğollar olmak üzere diğer kavimleri de hakimiyeti altına almıştır. Bu dönemde Hunlar tarihte ilk defa bütün Türkleri bir bayrak altında toplamıştır. Mete'nin kurduğu devlet ve ordu teşkilatı daha sonra kurulan bütün Türk devletlerine örnek olmuştur.
M.Ö. 174'de Mete'nin ölümü üzerine yerine oğlu Ki-ok geçmiştir. Ki-ok Cinle ticari ve siyasi ilişkileri dostane bir şekilde geliştirmek için Çinli bir prensesle evlenmiştir. Ancak Çinliler, iyi ilişkilerden yararlanarak Hun ülkesine gönderdikleri casuslarla bozgunculuk faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Türklerle Çinliler arasındaki mücadelelerin en önemli nedeni İpek Yolu'na hakim olmaktır.
Çin'in yıkıcı faaliyetleri etkisini göstermiş M.Ö. 58'de Hunlar'ın Çin karşısındaki üstünlüğü sona ermiştir ve Çinliler İpek Yolu'nun hakimiyetini ele geçirmişlerdir. Asya Hun Devleti M.Ö. 48'de kuzey ve güney Hunları olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Güney Hunları M.S. 220'de Çin hakimiyeti altına girmiştir. Sien-pilerin saldırıları sonucunda zayıflayan Kuzey Hunları başka bir milletin egemenliği altına girmek istememişler ve batıya göç etmişlerdir. Böylece Avrupa'ya kadar göç eden Hunlar, Kavimler Göçü'ne neden olmuşlardır.
Kavimler Göçü (375)
Hunlar, Asya Hun Devleti'nin yıkılmasından sonra IV. yüzyılın ortalarından itibaren büyük kitleler halinde batıya göç etmişlerdir. Türkler'in Volga nehrini geçerek Doğu Avrupa içlerinde ilerlemesiyle birlikte bu bölgede yaşayan Ostrogotlar, Vizigotlar, Franklar ve Vandallar daha batıya göç ederek Roma İmparatorluğu sınırlarına girmek zorunda kalmışlardır. İşte bu büyük göç hareketine "Kavimler Göçü" denir.
Kavimler Göçü'nün Sonuçları
- Göç eden kavimler, bugünkü İtalya, ispanya, Fransa ve Britanya adalarına yerleşmişlerdir. Böylece günümüz Avrupa’sının etnik yapısı oluşmuştur.
- Avrupa'da yüzyıl kadar süren karışıklıklar yaşanmıştır.
- Roma imparatorluğu Doğu (Bizans) ve Batı (Roma) olmak üzere ikiye ayrılmıştır. 476'da ise Batı Roma yıkılmıştır.
- ilkçağ sona ermiş ve Ortaçağ başlamıştır.
- Roma dışındaki topluluklar arasında Hıristiyanlık yayılmıştır.
- Ortaçağ Avrupa’sının siyasi rejimi olan Feodalite (Derebeylik) rejiminin temelleri atılmıştır.
- Hunların temsil ettiği Bozkır sanatı Avrupa'da da etkili olmuştur. Almanların ünlü Nibelungen destanı ve çeşitli efsaneler ortaya çıkmıştır.
- Avrupa'da Avrupa Hun imparatorluğu kurulmuştur.
C) AVRUPA HUN DEVLETİ (375 - 469)
Avrupa'ya göç ederek Kavimler Göçü'ne neden olan Hunlar tarafından kurulmuştur. Avrupa Hunları'nın ilk hükümdarı Balamir'dir.
Avrupa Hunları'nın en parlak dönemi Atilla dönemidir İyi yetişmiş bir hükümdar olan Atilla devletin başına geçtikten sonra önce Bizans üzerine seferler düzenleyerek Bizans'ı vergiye bağlamıştır. Doğu Roma (Bizans)'dan sonra Batı Roma üzerine sefere çıkan Atilla, Papa'nın Roma imparatoru ve Hıristiyan dünyası adına af dilemesi üzerine geri dönmüştür.
Atilla'nın ölümünden sona devletin başına geçen oğulları aynı başarılı yönetimi gösterememişler ve devletin yıkılmasını engelleyememişlerdir.
Hunlar Avrupa'da da göçebe geleneklerini sürdürmüşler ve hakimiyetleri altındaki toplumlarla kültür alışverişinde bulunmuşlardır. Atilla'nın sarayında Hun dilinden başka Latin ve Germen dilleri de konuşulmuştur. IV. yüzyılın başlarından itibaren Hunlar, Hıristiyanlığı kabul etmeye başlamışlar ve zamanla ulusal kimliklerini kaybetmişlerdir.
D) I. GÖKTÜRK DEVLETİ (552-659)
Göktürk Devleti Asya Hun Devleti'nden sonra Orta Asya'da kurulan ikinci büyük Türk devletidir. Türk adını ilk defa siyasi manada bir devlet adı olarak kullanmışlardır.Göktürk Devleti 552'de Orta Asya'daki Avar hakimiyetine son veren Bumin Kağan tarafından Ötügen merkez olmak üzere kurulmuştur. Mukan Kağan ve İstemi Kağan dönemlerinde sınırlarını sürekli genişleten Göktürkler, bu dönemde Orta Asya'nın en güçlü devleti olmuşlardır. Tarihte bütün Türklerin bir bayrak etrafında toplandıkları ikinci dönem Göktürkler dönemi olmuştur.
Göktürkler, ipek Yolu hakimiyeti için Sasani Devleti'ne karşı Bizans, Bizans'a karşı ise Sasanilerle ittifak yaparak hakimiyetini devam ettirmek istemişlerdir.
İç çekişmeler sonucunda Göktürk Devleti 582'de Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Doğu Göktürkleri 630'da, Batı Göktürkleri ise 659'da Çin hakimiyeti altına girmesiyle I. Göktürk Devleti yıkılmıştır.
E) II. GÖKTÜRK (KUTLUK) DEVLETİ (681-745)
l. Göktürk Devleti'nin yıkılmasından sonra yaklaşık 50 yıl Çin hakimiyeti altında kalan Türkler, Kutluk İlteriş Kağan önderliğinde II. Göktürk Devleti'ni kurmuşlardır. Vezir Tonyukuk'un çalışmalarıyla devlet kısa sürede toparlanmış ve tekrar Çinlilerle mücadele etmeye başlamıştır. Devlet merkezi Karakurum'a taşınmıştır. Kutluk Kağan'dan sonra devletin başına Kapgan Kağan geçmiş ve bu dönemde Çin ile mücadeleler artmıştır.
Bilge Kağan ve Kültigin dönemi II. Göktürkler'in en parlak dönemi olmuştur. 731'de Kültigin'in, 734'de de Bilge Kağan'ın ölümüyle devlet taht kavgaları sonucunda zayıflamış ve diğer Türk boylarından olan Basmiller, Karluklar ve Uygurlar tarafından 745'de yıkılmış ve yerine Uygur Devleti kurulmuştur.
F) UYGURLAR (745 - 840)
Uygurlar, Karluk ve Basmil Türk boylarının yardımıyla II. Göktürk Devleti'ne son vererek kendi devletlerini kurmuşlardır. Uygur Devleti'nin kurucusu Kutluk Bilge Kül Kağan'dır. Başkenti kutsal merkez Ötügen'den "Ordu Balık" (ordu şehri) Karabalasagun'a taşımışlardır.
Uygurlar, kendilerinden önceki Türk devletlerinden farklı olarak yerleşik hayata geçmişlerdir. Göktürk-ler'den farklı olarak ise taş üzerine yazılmış belgeler değil, kağıt üzerine yazılmış belgeler bırakmışlardır. Bundan dolayı Uygurlar Türk kültür tarihi açısından önemli bir yere sahiptirler. Uygurlar, askeri ve siyasi başarılarından çok kültürel faaliyetleriyle tanınmışlardır. Yerleşik hayata geçtikleri için Türk şehirciliği ve mimarisine ait ilk eserleriyle daha sonra kurulan Türk devletlerine örnek olmuşlardır.
751 yılındaki Talaş Savaşı'nda Çinliler'in Araplar'a yenilmesi Uygurlar'ın Çin saldırılarından kurtulmasını sağlamıştır. Cinle gelişen ilişkiler Uygurlar arasında Maniheizm dininin yayılmasına neden olmuştur. Maniheizm'i kabul eden Uygurlar, bu dinin koruyucusu olmuşlar ve bu dine ait tapınaklar yapmışlardır. Başka dinlere de saygı duyan Uygurlar din konusunda hoşgörülü davranmışlardır. Çin entrikaları ve ekonomik zorluklar Uygurlar'ın zayıflamasına neden olmuş ve devlet 840'da Kırgızlar'ın isyanı sonucunda yıkılmıştır.
G) DİĞER TÜRK DEVLETLERİ VE TOPLULUKLARI
1. Avarlar:
Orta Asya'da IV. yüzyılda kurdukları devlet 552'de Göktürkler tarafından yıkıldıktan sonra Avarlar batıya göç etmişlerdir. Önce Kafkaslar'a yerleşen Avarlar oradan Tuna boylarına göç etmişlerdir. Bugünkü Romanya ve Macaristan'a yerleşerek devlet kurmuşlardır. VII. yüzyıl başlarında Bayan Kağan'ın liderliğinde Sasanilerle anlaşarak Bizans üzerine iki sefer düzenlemiş ve Bizans'ı vergiye bağlamışlardır. İstanbul'u kuşatan ilk Türk Devleti olmuşlardır. İstanbul kuşatmaları başarısızlıkla sonuçlanan Avarlar Frank saldırıları sonucunda yıkılmıştır. Macaristan, Romanya ve Bulgaristan'a dağılan Avarlar zamanla yerli topluluklara karışarak ve Hıristiyanlığı kabul ederek milli benliklerini kaybetmişlerdir.
Balkanlar'da ve Orta Avrupa'da iki asırdan fazla hakimiyet kuran Avarlar yerli halklar üzerinde kültürel izler bırakmıştır. Özellikle, devlet yönetimi ve askerlik alanında bu toplumları etkilemişlerdir. Slav topluluklarının basit kabile hayatından devlet düzenine geçmelerinde etkili olmuşlardır.
2. Bulgarlar:
Orta Asya'dan Karadeniz'in kuzeyine göç eden Ogurlar; Bulgarlar olarak anılmaktadır. Bulgarlar idil-Volga ve Tuna Bulgarları olmak üzere iki gruba ayrılmışlardır.
Bunlardan İdil - Volga Bulgarları'nın kurduğu Bulgar ve Suvar şehirleri Müslümanlarla yapılan ticaret sonucunda çok gelişmiş ve zenginleşmiştir. Müslümanlarla gelişen ilişkiler sonucunda İdil - Volga Bulgarları resmi din olarak İslamiyet'i kabul etmişlerdir. 1237'de Altınorda Devleti'nin hakimiyetine girmişler ve siyasi hakimiyetlerini kaybetmişlerdir.
Bugünkü Bulgaristan'a yerleşen Bulgarlar İstanbul'u kuşatan Türk devletlerindendir. Daha sonra Bizans'ın sınır muhafızlığını üstlenmişlerdir. Bulgarlar Sofya, Niş ve Belgrad'ı alarak Avrupa'ya giden ticaret yollarını hakimiyetleri altına almışlardır. X. yüzyılda Hıristiyanlığı kabul eden Tuna Bulgarları kalabalık Slav toplulukları arasında asimile olarak milli benliklerini kaybetmişlerdir. Milli benliklerini kaybeden Bulgarlar, önce Bizans ardından Sırp ve Osmanlı hakimiyetinde uzun süre kaldıktan sonra günümüzde bağımsız Bulgaristan Devleti olarak varlığını devam ettirmektedir.
3. Hazarlar:
Hazarlar; Don - Volga nehirleri arasından Kafkaslar'a kadar uzanan bölgede devlet kurmuşlardır. VII. yüzyıl başlarında bağımsız bir devlet kuran Hazarlar X. yüzyılda Peçenekler'in ve Ruslar'ın baskısıyla zayıflamış ve 956'da Rus saldırıları sonucunda yıkılmıştır.
Hazar Devleti başta bir "Kağan" ile her biri "Bey" olarak bilinen askeri komutanlarca yönetilmiştir. Doğu'da Çin, batıda Bizans, kuzeyde Slav toplulukları ve güneyde Müslümanlar arasındaki ticaret yollarına hakim olmuşlar ve ticari alanda ilerlemişlerdir.
Yöneticilerinin etkisiyle Museviliği kabul eden Hazarlar'ın bir kısmı, Emeviler döneminde İslamiyet! de kabul etmiştir. Ancak Hazarlar din konusunda oldukça serbest olmuşlar ve yöneticiler Museviliği kabul etmesine rağmen halk arasında İslamiyet'e, Hıristiyanlığa ve Şamanizm'e inananlar da olmuştur.
Başkent İdil'de cami, kilise ve Sinagogların yan yana bulunması ve halk arasındaki davalara Müslüman, Hıristiyan, Musevi ve Şamanistler'den oluşan bir yargıçlar heyetinin bakması Hazarlar'ın tam bir din serbestliğine sahip olduğunu göstermektedir. Hazarlar'ın farklı dinlerin bir arada yaşamasını sağladığı döneme Pax Hazarika (Hazar Barışı) dönemi denilmektedir.
4. Macarlar:
Macarlar Orta Asya'dan Doğu Avrupa'ya göç ederek buraya yerleşmişlerdir. Kuzey Avrupa'yı Kırım'a bağlayan ticaret yolları üzerinde yaşayan Macarlar ekonomik yönden güçlü olmuşlardır. X. yüzyılda Hıristiyanlığı kabul etmelerinin sonucunda Macarlar zamanla milli benliklerini kaybetmiştir. Boy teşkilatından krallık yönetimine geçen Macarlar uzun süre Osmanlı yönetimi ve ardından Avusturya hakimiyetine girmişlerdir. Macarlar, 1. Dünya Savaşı sonrasında bağımsız Macaristan devletini kurmuşlardır.
5. Peçenekler:
IX. yüzyıl ortalarında Don ve Dinyester nehirleri arasındaki bölgeye ve Kırım'a göç eden Peçenekler X. yüzyılda devlet kurmuşlardır. Bu bölgeye Türk kültürünü taşıyan Peçenekler, yer adları ve halk efsanelerinde etkilerini göstermişlerdir. Slav topluluklarıyla, Ruslar arasında bir tampon bölge oluşturan Peçenekler, Ruslar'ın Karadeniz kıyılarına inmesini engellemişlerdir. Doğu'dan gelen Uzlar'ın (Oğuzlar'ın) saldırıları karşısında daha batıya göç edip, Bizans topraklarına .yerleşmişlerdir. XI. yüzyılın ortalarında Hıristiyanlığı kabul etmeye başlayan Peçenekler Bizans ordularında görev almışlardır. Malazgirt Savaşı'na Bizans ordusu içinde katılan Peçenekler savaş sırasında Selçuklu saflarına geçmişlerdir. Hiçbir zaman teşkilatlı bir devlet kuramayan Peçenekler, Kumanlar'ın saldırıları sonucu zayıflayıp zamanla milli benliklerini kaybetmişlerdir.
6. Kumanlar (Kıpçaklar):
V. ve VII. yüzyıllar arasında Asya'nın doğusunda Uygurlar'ın hakimiyeti altında yaşayan Kumanlar, Uygur Devleti'nin yıkılmasından sonra Karahıtaylar'ın baskısı sonucunda Batıya göç ederek Doğu Avrupa'ya yerleşmişlerdir. Avrupa'ya göç eden diğer Türk boylarından daha uzun süre varlığını devam ettiren Kumanlar, Rus prenslikleriyle mücadele etmişler ve bu mücadeleler Ruslar'ın "İgor Destanı”na konu olmuştur. Yerleştikleri bölgelere kendi adlarını veren Kıpçak yurtlarına "Kıpçak Bozkırı" denilmiştir. XIII. yüzyıl başlarındaki Moğol saldırılarıyla devletleri yıkılan Kıpçaklar'ın bir kısmı Moğol hakimiyeti altına girmiş ve Moğollar'ın Türkleşmesinde etkili olmuşlardır. Moğol Devleti'nin yıkılmasından sonra Altınorda Devleti'nin kurucusu olmuşlardır. Diğer Kıpçak grupları ise daha batıya göç etmişlerdir. Batıya göç edenler Hıristiyanlığı kabul etmişler Bulgaristan ve Romanya'ya yerleşmişlerdir.
7. Oğuzlar (Uzlar):
II. Göktürk Devleti'nin hakimiyeti altında yaşayan Oğuzlar (Uzlar) bu devletin yıkılmasından sonra kurulan Uygurlar'ın hakimiyeti altına girmişlerdir. Uygur Devleti'nin Kırgızlar tarafından yıkılmasından sonra Oğuzlar batıya göç ederek Sir Derya boylarına yerleşmişlerdir. X ve XI. yüzyıllarda Hazarlar ve Karluklarla yaptıkları mücadeleyi kaybeden Oğuzlar Karadeniz'in kuzeyinden Avrupa'ya göç etmişler ve burada Uz adını almışlardır. Uzlar'ın bir bölümü Balkanlar'a göç ederek Vardar Ovası'na yerleşmişlerdir. Bir kısmı ise Kiev şehrinin güney bölgesine yerleşmişlerdir. Romanya'nın kuzeyine yerleşen Uzlar ise bugünkü Gagavuzlar’ın atalarıdır.
Kiev'in güneyine yerleşen Uzlar ise Karakalpaklar olarak anılmaktadır. Hıristiyanlığı kabul eden Uzlar kısa süre içerisinde milli benliklerini kaybetmişlerdir.
24 boydan oluşan Oğuzlar'ın Avrupa'ya göç etmeyen toplulukları ise zamanla İslamiyet'i kabul etmişler Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucuları olmuşlardır. Bugünkü Türkiye Türkleri'nin ataları da Oğuzlardır.
8. Başkırtlar (Başkurtlar):
Başkurtlar, Güney ve Orta Ural Dağları'nın her iki yanındaki bozkırlarda yaşamışlardır. Moğol Devleti'nin kurulması ve sınırlarını genişletmesiyle Başkurtlar'da Moğollar'ın hakimiyetini kabul etmişlerdir. Bu dönemde İslamiyet'i kabul eden Başkurtlar, Moğol Devleti'nin yıkılmasından sonra kurulan Altınorda Devleti'nin içerisinde kalmışlardır. Bu devletin de Timur tarafından yıkılmasından sonra Başkurtlar uzun süre Ruslar'a karşı direnmesine rağmen XVII. yüzyılda Rus hakimiyeti altına girmişlerdir. Uzun süre Rusya'nın hakimiyeti altında kalan Başkurtlar 1990'da Sovyet Rusya'nın dağılmasıyla özerk bir yönetime kavuşarak bağımsızlık yolunda önemli bir adım atmışlardır.
9. Sabanlar (Sihirler):
Sabarlar, Hun Devleti'ne bağlı Türk boylarından birisidir. Hun Devleti'nin yıkılmasından sonra Avarlar'ın baskısıyla Kafkaslar üzerinden Doğu Avrupa'ya göç etmişlerdir. Sasanilerle anlaşarak Bizans ile savaşmışlardır. Bu savaş sonucunda Orta Anadolu bölgesine kadar gelmişlerdir. Kafkasya'deki Sabar hakimiyetine Bizans tarafından son verilmiştir. Sibirya'ya yerleşen Sabarlar, bu bölgeye adlarını vermişlerdir.
10. Türgişler:
Batı Göktürk Devleti'nin yıkılması sonucunda kurulmuş ve bu bölgede yaşayan Türk boylarını hakimiyeti altına alarak 750 senesine kadar yönetmişlerdir. Türgiş hükümdarı Bağa Tarkan dönemi en parlak dönemdir. Bu dönemde Çin'in Kuça şehrini alan Türgişler göçebe hayatı terkederek şehir hayatına geçmişlerdir. Bağa Tarkan'ın kendi adına bastırdığı paralarda Çin ve Arap tesiri görülmektedir.
Emeviler'in Orta Asya'da fetihlerde bulunduğu dönemde Türgişler, İslam orduları ile savaşmışlar ve Orta Asya Türkleri'nin Araplaşmasını engellemişlerdir. 750'lerden sonra iyice zayıflayan Türgişler'in siyasi varlığına Karluklar son vermiştir.
11. Kırgızlar:
IV. ve IX. yüzyıllar arasında Yenisey Nehri bölgesinde yaşayan Kırgızlar sırasıyla Hunlar, Göktürkler ve Uygurlar'ın hakimiyetinde yaşamışlardır. 840'da Uygur Devleti'ni yıkan Kırgızlar siyasi bir güç haline gelerek Uygurlar'ın topraklarını ele geçirmişlerdir. 924'de Moğol kavmi Karahıtaylar'a yenilen Kırgızlar 1207'de Cengiz Han'ın hakimiyetini tanıyan ilk Türk boyu olmuşlardır. XIII. yüzyılın başlarından itibaren siyasi varlığını yitiren Kırgızlar, uzun süre Rus hakimiyetinde kalmalarına rağmen 1990'larda Sovyet Rusya'nın dağılmasıyla birlikte bağımsız Kırgızistan Devleti'ni kurmuşlardır.
12. Karluklar:
Uzun zaman Göktürklerle birlikte yaşayan Karluklar'ın ilk yurtları Beşbalık şehrinin Kuzey batısı ile Altay Dağları'nın batı kısımları ve İrtiş ırmağı dolaylarıdır. Göktürkler'den sonra kurulan Uygur Devleti içinde yer almışlardır. 751 Talaş Savaşı'nda Müslüman Araplar'ın yanında yer almışlar ve Çin'in yenilmesini sağlamışlardır. Bu savaş sonrasında islamiyet'i kabul eden Karluklar 840'da Karahanlı Devleti'nin kurulmasında önemli rol oynamışlardır. XII. yüzyılda Karahıtaylar'ın ve Moğollar'ın hakimiyeti altına giren Karlukların torunları bugün Tacikistan'da yaşamaktadır.
13. Kimekler:
Göktürk Devleti'nin yıkılmasıyla bağımsızlığını kazanan Kimekler İrtiş nehri dolaylarında geniş bir sahaya hakim olmuşlardır. Devlet idaresinde sürekli eski Türk geleneklerini devam ettiren Kimekler, XII.yüzyılda Harzemşahlar'ın hakimiyetine girmişlerdir.
H) İLK TÜRK DEVLETLERİ'NDE KÜLTÜR VE MEDENİYET
1. Devlet Yönetimi
Bir milletin belli sınırlara sahip bir toprak üzerinde bağımsız ve teşkilatlı bir toplum halinde örgütlenmesine devlet denir. Bir devletin var olabilmesi için halk, toprak, bağımsızlık ve siyasal bir örgütlenmenin olması gerekir. Türk devlet teşkilatının başında Han, Şanyu, Kağan, Hakan veya İdikut adı verilen hükümdarlar bulunurdu. Devlet; aile, oba, oymak ve boyların bira-raya gelmesiyle oluşurdu. Türk devlet teşkilatı Mete Han tarafından kurulmuştur. Ülke, Doğu-batı olmak üzere ikiye ayrılarak yönetilirdi. Buna "İkili Teşkilat" adı verilirdi. Bu teşkilata göre kutsal merkez Ötügen'de, Hakan bulunur ve ülke haneden üyelerinin ortak malı sayılırdı. Ülkenin çeşitli yerlerine hanedan mensubu prensler gönderilirdi. Merkezdeki Hakan'ın ölümü genellikle taht kavgalarına neden olmuştur. Bu geleneğin etkisiyle tarihte bir çok Türk devleti kurulmuş ve kısa sürede yıkılmıştır. Bundan dolayı Osmanlı Devleti'ne kadar hiç bir Türk devleti uzun süre varlığını devam ettirememiştir.
Türkler, hükümdarlarına bu görevin Gök Tanrı tarafından verildiğine inanırlardı. Bu inanca "Kut" denirdi. Kut anlayışına göre bu görev kan bağıyla nesilden nesile devam ederdi.
Devlet yönetiminde hükümdar eşleri olan Hatunlar da görev alır, kurultay toplantılarına katılır ve elçi kabullerinde bulunurdu.
Devlet yönetiminde hükümdarların yanında boy beylerinden oluşan "Toy" (Kurultay) vardı. Geniş yetkilere sahip olan Kurultay, hükümdara danışmanlık yapardı. Göktürk hükümdarı Bilge Kağan'ın, şehirlerin etrafının surlarla çevrilmesi, Taoizm ve Budizm'in tanıtılması gibi tekliflerinin Kurultay tarafından reddedilmesi Türk hükümdarlarının sınırsız yetkilere sahip olmadıklarının göstergesidir.
2. Ordu
Eski Türk devletlerinde "ordu-millet" geleneği vardır. Hakan aynı zamanda ordunun komutanıdır. Askerlik özel bir meslek sayılmaz ve paralı askerler bulunmazdı. Hayat tarzları o zamanın şartlarında Türkler'in asker bir millet olmasını sağlamıştır. Savaş zamanında kadın-erkek eli silah tutan herkes askerdir. Türk ordu teşkilatının temeli olan "Onluk Sistem" Mete Han tarafından kurulmuştur. Bu sistem Türk devlet teşkilatına da etki etmiş ve idarede kolaylık sağlamıştır. Türk orduları çağın tekniğine uygun en etkili silahları kullanmıştır. Türk ordusu atlı birliklerden oluşur ve silah olarak genelde ok ve yay kullanılırdı. Türkler'in en yaygın savaş taktiği ani baskınlar şeklinde gerçekleşen Turan "Hilal taktiği"dir. Türk ordu teşkilatı Çin, Moğol ve Bizans ordularını da etkilemiştir.
3. Din ve İnanış
İslamiyet öncesi Türklerde; Dağ, tepe, su, ağaç, orman, güneş, ay, yıldızlar ve gök gürültüsü gibi unsurlar kutsal olarak kabul edilmiştir.
"Atalar kültürü" denilen, atalarının hatıralarına ve büyüklerine saygıya dayanan bir inanç sistemine sahip olanlar da vardır.
İslam öncesinde Türkler yaygın olarak Gök - Tanrı dinine inanmışlardır. Bu inanç sistemine göre Gök –Tanrı dinine inanmışlardır. Bu inanç sistemine göre Gök – Tanrı tek yaratıcı olarak görülmüştür. Hükümdarların Gök-Tanrı tarafından görevlendirildiğine inanmışlardır. Gök – Tanrı can veren, yaşatan ve öldürendir. Bir dinden çok sihir karakterine sahip Şamanizm de Türkler arasında yaygındır. Şamanist din adamlarına “Kam” adı verilmektedir. Şamanizm’e göre bütün dünya iyi ve kötü ruhların tesiri altındadır.
Kurgan denilen Türk mezarlarında ölen kimsenin yanına bazı değerli eşyalarını da gömerlerdi. İnsan şeklinde yapılan mezar taşlarına “Balbal” denirdi. Ayrıca ölünün arkasından "Ölü Aşı" denilen yemek dağıtılırdı. Bu gelenekler eski Türkler'de ahiret inancının varlığının göstergesi olarak kabul edilmektedir.
İslamiyet’ten önceki Türkler'de yukarıdaki inanç sistemlerinin haricinde Uygurlar döneminde Maniheizm, Hazarlar'da Musevilik, Avrupa'ya göç eden Türkler arasında ise Hıristiyanlık yayılmıştır. Bu dinler özellikle kültürel alanda etkisini göstermiştir. Mani dini Uygurlar'ın yerleşik hayata geçmesi, şehirler kurması, bilim, edebiyat ve sanat alanında ilerlemesinde etkili olmuştur. Mani dini Türk yaşam tarzına uygun olmadığı için halk arasında fazla yaygınlaşmamış, hükümdar ailesi ve yakın çevresi ile sınırlı kalmıştır. Bu dindeki bazı terimlerin Türkçeleştirildiği görülmüştür. Bu durum Uygurlar'ın milli bilince sahip olduğunun göstergesidir.
Türkler, genel olarak din konusunda serbest olmuşlardır. Uygurlar döneminde Maniheist ve Budist tapınaklar
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::