6/8/2009 · Kategori: EDEBIYAT DERSI
1911 yılında Selanik’te çıkan “Genç Kalemler” dergisinde Ömer Seyfettin’in “Yeni Lisan” adlı makalesinin yayımlanmasıyla başlar. Milli Edebiyat hareketi öncelikle bir dil hareketidir. Sade Türkçe’nin bir dava olarak ele alınması ilk kez bu dergide ortaya konulmuştur. “Milli Edebiyat” terimi de ilk defa bu dergide kullanılmıştır.
Bu dönem sanatçılarının şiir anlayışıyla, Fecr-i Ati topluluğunun şiir anlayışı birbirinden pek farklı değildir. “Şiir vicdani bir keyfiyettir” düşüncesinde olan şairleri bireysel konuları işlerler. Daha sonra 1917 yılında yaptıkları bir toplantıda, hece ölçüsünü kullanma, günlük konuşma diliyle yazma noktasında birleşen şairlerin, içerik konusunda her birinin ayrı bir yaklaşımda olduğu gözlenir. Bu dönem sanatçıları Divan edebiyatını, Doğu edebiyatının, sonrasını ise Batı edebiyatının taklitçisi olmakla suçlarlar.
Şiirde daha çok bireysel konulara yönelen bu dönem sanatçıları, roman ve öyküde sosyal meselelere eğilmişler; milliyetçilik düşüncesi, Kurtuluş savaşı gibi konuları ele almışlardır. Konuların İstanbul dışına çıkarılması da bu dönemin belirgin özelliklerindendir. Ayrıca “aşk” bu dönem roman ve hikayesinin en önemli temasi olarak dikkat çeker. Bu eserlerde dil günlük konuşma dilidir.
MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNİN DİL ANLAYIŞI
1) Yabancı dilbilgisi kuralları, Arapça, Farsça ad ve sıfat tamlamaları bırakılmalıdır.
2) Yabancı sözcükler, kendi dillerinde dilbilgisi bakımından hangi türden olursa olsun, Türkçede ne olarak kullanılıyorsa, dilbilgisi yönünden o türden sayılmalıdır.
3) Arapça ve Farsça’dan gelen sözcüklerden, konuşma diline kadar girip yaygınlaşmış olanlar Türkçeleşmiş sayılmalı ve kullanılmalıdır.
4) İstanbul hanımlarının günlük konuşma dili esas alınmalıdır.
5) Terimler bilimle ilgili oldukları için aynen kullanılmalıdır.
6) Türkiye Türkçesine diğer Türk lehçelerinden sözcük alınmamalıdır.
MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ SANATÇILARI:
ÖMER SEYFETTİN (1884-1920): Milli Edebiyat hareketinin önderlerinden olan sanatçı daha çok hikayeleriyle tanınmıştır. “Yeni Lisan” makalesinde ortaya koyduğu görüşlerini, hikayelerinde uygulamaya çalışmış ve başarılı olmuştur. Dilimizin sadeleşmesinde önemli yeri olan Ömer Seyfettin, anılarından, tarihteki kahramanlıklardan ve günlük yaşayışlardan yararlanarak, gücünü çekici anlatımından, olaylardan alan, çoğunlukla beklenmedik sonuçlarla biten hikayeleriyle edebiyatımızda önemli bir yer tutar.
Hikayeleri: İlk Düşen Ak, Yüksek Ökçeler, Bomba, Gizli Mabet, Asılzadeler, Bahar ve Kelebekler, Beyaz Lale....adı verilen kitaplarda toplanmıştır.
ZİYA GÖKALP (1876-1924): Şiiri, düşüncelerini halka yaymak için bir araç olarak kabul eden sanatçı, bu türde sanatsal yönden güçlü ürünler vermemiştir. Daha çok Türkçülük düşüncesini sistemleştiren bir düşünür ve sosyolog olarak tanınmıştır. Önceleri, bütün dünya Türklerini bir bayrak altında toplamayı amaçlayan “Turancılık ”görüşüne bağlıyken, sonraları “Türkiye Türkçülüğü” düşüncesine yönelir. Günlük konuşma diliyle yazı dilinin birleştirilmesi gerektiğine inanan sanatçı eserlerinde bunu başarıyla uygular. Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanan Ziya Gökalp (Turan adlı şiiri hariç), konu olarak daha çok eski Türk tarihine, İslameyiet önçesi dönemlere yönelir. Ayyrıca yurt, millet, ahlak, din ve uygarlık gibi konuları da eğitici bir yaklaşımla ele alır.
Eserleri:
Şiir: Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat
Nesir: “Türkçülüğün Esasları”, “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak”; “Türk Medeniyeti Tarihi”, “Malta Mektupları”.
REFİK HALİT KARAY (1888-1965): Milli Edebiyat ve Cumhuriyet döneminin en ünlü öykü ve roman yazarlarındandır. Önce Fecr-i Ati edebiyatına 1917’den sonra ise Milli Edebiyata katılır. Kurtuluş Savaşı’na karşı yazılarından dolayı tutklanacağı zaman Halep’e kaçar. Çıkarılan bir af üzerine 1938’de Türkiye’ye döner. Anadolu gerçeğinin ilk olarak Refik Halit Karay 'ın “Memleket Hikayeleri” adlı yapıtıyla edebiyata girdiği kabul ediler. Güçlü bir gözlemci olan yazar, betimlemelerinde de nesneldir. Realist bir anlayışa sahip olan yazarın sade bir dili ve yalın bir anlatımı vardır. Mizah ve eleştiri onun yapıtlarının ayrılmaz unsurlarıdır. Öykü ve romandan başka, anı, deneme, fıkra ve tiyatro türlerinde de eserler vermiştir.
Eserleri:
Öykü: Memleket Hikayeleri , Gurbet Hikayeleri
Roman: Sürgün , Hilgün, Bugünün Saraylısı, İstanbul’un bir Yüzü......
Kirpinin dedikleri (Mizah yazıları).
HALİDE EDİP ADIVAR (1884-1964): Daha çok İngilizi edebiyatındaki romanlardın etkilenen sanatçının eserlerini üç grupta inceleyebiliriz. Kadın psikolojisine eğildi romanları (Seviye Talip, Raik’in Annesi, Handan), Kurtuluş Savaşı’nı anlattığı romanları (Vurun Kahpeye, Ateşten Gömlek), toplumsal konuları ele aldığı töre romanları (Sinekli Bakkal, Tatarcık, Sonsuz Panayır....)
Dilbilgisi kurallarına ve anlatıma pek özen göstermeyen sanatçinin diğer önemli eserleri şunlardır:
Yeni Turan, Kalp Ağrısı, Zeyno’nun Oğlu (Roman)
Türk’ün Ateşle imtihanı, Mor salkımlı Ev (Anı)
Harap mabetler, Dağü Çıkan Kurt, Kubbede Kalan Hoş Sada (Hikaye)
Ayrıca santçının birçok araştırma yazısı ve çevirisi vardır.
REŞAT NURİ GÜNTEKİN (1889-1956): Realist bir analyışa sahip olan yazar Milli Eğitim müfettişliği görevi ile Anadolu’yu dolaşmış, buradaki yaşamı gözlemlemiş, bu gözlemlerini yalın bir dil ve anlatımla eserlerinde dile getirmiştir.
Reşat Nuri Güntekin , romanlarında yoğun bir Anadolu atmosferi vardır. Bu atmosfer içinde yurt ve toplam gerçeklerini, töreden kaynaklanan doğru ya da yanlış inanışları ele alır. Bu konular, öykülerinde, mizah unsuruyla da berleştirilerek verilir. Yazar, ilk ününü, duygulsal bir aşkı dile getirdiği ve birçok yönleriyle Anodul’yu anlattığı “Çalıkuşu” romanıyla sağlamıştır. Sanatçının önemli eserleri şunlardır:
Roman: Çalıkuşu, Damga, Yeşil Gece, Yaprak Dökümü, Bir Kadın Düşmanı, Miskinler Tekkesi, Kan Davası...
Öyküler: Tanrı Misafiri, Leyla ile Mecnun, Olağan İşler...
Oyunları: Hançer, Hülleci, Tanrı Dağı Ziyafeti...
MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ (1890-1966): Türk Edebiyatı araştırmalarını sistemleştiren ve edebiyat tarihçişi olarak ün kazanan sanatçının eserleri de bu yoldadır. Bugün bilinen birçok şair Mehmet Fuat Köprülü 'nün arıştırmaları sonucunda ortaya çıkarılmıştır.
Eserleri:
Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Edebiyatında ilk Mutasavvuflar, Divan Edebiyatı Antolojisi, Türk Saz Şairleri Antolojisi.
YAKUP KARDİ KARAOSMANOGLU (1889-1974): Yakup Kadri Karaosmanoğlu , romanlarında kusursuz bir anlatım ve sağlam tekniği ile dikkat çeken sanatçı, tarihi ve sosyal olaylardan her birini bir romanına konu edinerek, Tanzimat dönemiyle Atatürk Türkiyesi arasındaki dönem ve kuşakların geçirdikleri sosyal değişiklik ve bunalımları yaşayış ve görüş ayrılıklarını işlemiş: düşünce ve teze dayalı özlü yapıtlar vermiştir. Eserlerini ve içereklerini şöyle inceleyebiliriz:
“Hep o şarkı ” da Abdülaziz döneminin yaşamı,
“Bir Sürgün ”de II. Abdülhamit’in baskılı yönetimiyle savaşmak için Fransa’ya kaçan Jön Türkler,
“Kiralik Konak”ta Tanzimat’tan I. Dünya Savaşı’na kadar yetişen üç kaşaktaki görüş ayrılığı,
“Hüküm Gecesi” nde Meşrutiyet devrinindeki Bektaşi tekkelerinin durumu,
“Sodom ve Gomore” de mütareke döneminde, işgal altındaki İstanbul’da ortaya çıkan ahlaki çöküntü,
“Yaban”da Kurtuluş Savaşı yıllanrındaki bir Anadolu köyü,
“Ankara” da yeni başkentin üç dönemi,
“Panorama I, II” de Cumhuriyet döneminin 1952’ye kadarki durumunu bir bir ele almıştır.
Diğer eserleri:
Anı: Zoraki Diplomat, Politikada 45 yıl,Vatan Yolunda, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları....
Monografi: Ahmet Haşim, Atatürk
Mensur şiirleri: Erenlerin Bağından, Okun Ucundan
Hikayeleri: Bir Serencam, Rahmet, Milli Savaş Hikayeleri
Tiyatro eserleri: Nirvana, Veda, Sağanak, Mağara
Önemli Makaleleri: İzmir’den Bursa’ya, Ergenekon, Kadınlık ve Kadınlarımız....
YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958): Milli Edebiyat hareketini makaleleri ve konferanslarıyla destekleyen Yahya Kemal in, esasen , kendine özgü Milli Edebiyat’ınkinden farklı bir anlayışı vardır. İstanbul şairi olarak tanınır. Omanlı İmparatorluğunun geçmişteki parlak günlerine büyük bir özlem duyar. Başlıca konuları: İstanbul, tarih, yurt sevgisi, aşk, ölüm ve sonsuzluktur. Divan şiirinin özünü kakalama çabası içinde olan sanatçı, eski şiirin ölçü, uyak ve ahenk unsurunu ön planda tutmuştur. Onun eserlerinde malzeme eski, şiir ise yenidir. Örneğin, Divan Edebiyatında aşkı terrennüm eden gazel biçimiyle kahramanlık şiirleri ve Istanbul’a duyduğu sevgiyi dile getiren şiirler yazmıştır.
Şiir kitapları: kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgarıyla, Rübailer,
Nesir Kitapları: Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Siyasi ve Edebi Portreler, Siyasi Hikayeler, Edebiyat Dair.
HECENİN BEŞ ŞAİRİ (BEŞ HECECİLER)
Bu şariler 19117de Selanik’te “Genç Kalemler”le başlayan Milli Edebiyat akımının ilklerine bağlı olarak, halk şiirimizin özelliklerinden, yerli kaynaklarımızdan yararlanarak, şiirimizin aruzdan heceye geçişinde önemli rol aynamışlardır. Şiirlerinde Anadolu manzaralarını ve Anadolu yaşayışını coşkulu bir dille işlemişlerdir. Hece ölçüsünün genellikle 11’li ve 14’lü kalıbını kullanmışlardır. Daha sonraları, yeni biçimler arayarak oldukça uzun şiirler de yazmışlardır. Eserlerindeki dil ise konuşma dilidir. Bu şarirlerimiz şunlardır:
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
26/4/2009 · Kategori: hazir mesajlar
Hangi ruh duydu seni benim kadar derinden,
Hangi gönülde yandın böyle yangınla sen,
Ya benim gözlerimdi seni bambaşka gören,
Ya başkası bırakıpta geçmiş seni görmeden.
Bana kalsa gökyüzündeki tüm yıldızlar yerine bütün insanlara
Senin gözlerinde ışıldayan bir çift yıdız gönderirdim.
Hayatımın hem anlamı hem neşesi oluverdin,
Seni gördüğüm günden beri,
Şarkılarda seni düşündüm,
Gecelerimin parlayan yıldızı oldun..
Bulutlara yükledim özlemimi, rüzgarlarla yolladım sevgimi,
Yağmurları yağdırdım gözyaşlarımla,
Küçücük melekler gönderdim,
Seni öpmeye gelmediler mi?
Güneşin bile buz tuttuğu bir yerde, eğer ateş görürsen,
Bilki o ateş senin için yanan kalbimdir.
Kağıt önümde kalem elimde,
Duygular kalpte düşünceler yazıda,
Ay gökyüzünde yıldızlar daha ötede,
Tanrı yukarıda kullar aşağıda,
En zoru da canım sen orada ben burada
Semadaki tüm yıldızlar sönünce,
Gözlerinde gecenin yalnızlığını hissedince,
İçten içe muhtaç olunca bir dost sohbetine,
Unutma ki seni düşünen bir var bu şehirde....
Hayallere dalıp gitmem ben,
Çünkü tek hayalim sensin benim!
Hiçbirşey isteyemem ben
Çünkü birtek istediğim sensin benim.
Aşkınla sararıp solacak kadar,
Sevginle bahtiyar olacak kadar
Uğruna canımı verecek kadar
seviyorum desem inanırmısın ?
Belki hatıralar unutulup gidecek,
Belki bu sevgier yok olup eriyecek,
Ama şunu unutma,
Bu kalp sonsuza dek seni sevecek...
Gecenin karanlığında, güneşin ışığında,
Suyun damlasında, selin coşkusunda
Kimi yanımdasın kimi rüyamda
Ama hep aklımdasın sakın unutma...
Bırakma beni sevdiğim gidişine dayanamam,
Hasret gözyaşlarımla kendimi avutamam,
Dönerim dersin ama kadere inanamam,
Bıraktığın anılarla sensiz yaşayamam...
Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da...
Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de..
Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek.
Seni Seviyorum ya, iste o en büyük gerçek...
Özlemek güzel şeydir, özlüyorsa Özlenen
Beklemek güzel şeydir, gelecekse beklenen
Sevmek güzel şeydir, seviyorsa sevilen...
Benim sevgim, zaman ve uzaklıkla sınırlı değildir.
Zamanı kaldırınca aynı andayız.
Uzaklığı kaldırınca aynı yerdeyiz.
O zaman her an ve her yerde seninle birlikteyiz...
Birgün biri çıkıpta güneşe adını buzla yazarsa ,Bilki o seni benden daha çok seviyor...
Sen en büyük sevgiyi hakedecek kadar mükemmel , Herkesin sevmeyi haketmeyeceği kadar özelsin.
Yaşamak gecenin tüm karanlığına rağmen, Buğulu bir cama güneşi çizebilmektir.YAŞAMAK DİRENMEKTİR !
Ağlamak istiyorsanız asla yapmayın.Çünkü, bir yerlerde sadece sizin bir gülüşünüz için,Yaşayan birileri mutlaka vardır.
Eğer bir gün aşkın ölürse onu doğduğu yere göm kalbine !!
Seni unutmak için and içtim gözlerin geldi aklıma vazgeçtim.
Hadi uyandır beni söyle gördüğüm zamansız bir düş mü? Hadi git, uzaklaş, yokluğuna inandır beni. Gerçekten yoruldum her bulduğum yerde seni kaybetmekten.
Gözlerin nehir kirpiklerin köprü olsa, ben üzerinden geçerken ipler kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa.
Buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim bir gün bu ayrılık şarkılarını kurşuna dizeceğim ve seni benden ayırdığı için kaderimi mahkemeye vereceğim.
Güller anlatsın sana olan sevgimi, güller anlatsın yanlızlığımı, çaresizliğimi? Yavaş yavaş eriyen yüreğimi güller anlatsın ben anlatamadım
Rüzgar alabildiğine hırçın,yağmur alabildiğine inatçı, yüreğin ise onlara inat sanki bir liman... Tıpkı gözlerindeki huzur gibi...
Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için tutkunum sana! Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız olduğun için tutkunum sana.
Seni sevdiğim kadar yaşasaydım; ölümsüzlüğün adını aşk koyardım...
Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi öğrendim, sevilmeyi her şeyi öğrendim de yalnız seni unutmayı öğrenemedim!
Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak, mutluluk gözbebeğin kadar yakın olsun. Umutların gerçek, gerçeklerin mutluluk, mutlulukların sonsuz olsun...
Eğer birgün bulusacağımız yere gelemezsem.
Dünyanın bütün renklerinden oluşan bir demet çiçek yaptır.
Çünkü beni senden ayıracak olan tek kuvvet,
Ölüm beni yakalamış demektir.
Yüzünü alıyorum elime yaşam budur ,
Bir gülün akşamı da budur
Seninle doğmak yeryüzüne her sabah
Ve silinmek seninle.
Sen yollara yürürsen , çiçekler de yürür,
şaşarım gülüşünün ardından güneş doğmazsa,
Bir çocuk kapıları kırıp kırlara koşmazsa,
Sen ufuk çizgisinin düşüncesiyle özgür,
Gülüşü ışık olup da yüzüme akan düş,
Sen uzak kıyıların adamı,
Sen benim yüreğimde açan gülsün..
Sevgilim yalan söylersem sana, kopsun ve mahrum kalsın dilim
Sana " SENİ SEVİYORUM" deme bahtiyarlığından sevgilim,
Yalan yazarsam sana kurusun ve mahkum kalsın elim ,okşayabilmek saadetinden seni
Sevgilim yalan söylerse sana gözlerim iki damla gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar
Ve göremesinler seni bir daha
Bir yudum zehir olsan, bir an bile düşünmeden seni içerdim,
Sırf seninle bir olmak ve seni içimde hissetmek için.
Sevgilim bilki senden uzak ne güzellikleri avutur beni bu şehrin,
nede yıldızlı akşamları!... özlemin bir nehir olmuş
YARAR GİDER İÇİMDEKİ DAĞLARI
Seni seviyorum kelimesini sana benden başka kimse söylemesin,
Yalnız bana sakla dudaklarını seni benden başka kimse öpmesin,
Ne olurdu her seven sevilse sanki, bu dünyada aşktan güzel ne var ki,
Gel kollarıma öyle sarıl ki kimsenin çözmeye gücü yetmesin.
Ben sana mecburum bilemezsin, adını mıh gibi tutuyorum aklımda
İçimi seninle ısıtıyorum bir yaşamak düşünsem "sus" deyip adınla başlıyorum.
Sevgili binlerce insan arasından gönül gözüyle görüp ayrı bir kimlik verdiğimizdi Her sözü büyü olan, dokunduğu her şeyi kutsallaştıran muhteşem insandı.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
26/4/2009 · Kategori: hazir mesajlar
Seni özledikçe bir yıldız daha çiziyorum gökyüzüne ,kaç yıldız oldu bilmiyorum ;ama benim de bir gökyüzüm var artık.
Gece midir insanı hüzünlendiren yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen ?Gece midir seni bana düşündüren yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?
Bir başka yüze gülersem sanma bu bir muhabbettir severim bütün güzelleri çünkü onlar senden eserdir.
Mutluluğun gökyüzünden dökülen yağmurlar kadar bol olsun o kadar mutlu ol ki gözlerindeki mutluluk mutluluğu arayan mutsuzların umudu olsun.
Geceyi takip eden güneşin aydınlığı kadar aydınlık bir dünyan olsun.Senin de yanında değerini bilecek kadar değerli bir insan olsun.
Hüznün yüreğime ne zaman yer etti bilmem ;ama orada hep kalacağa benzer.Yine sabaha dalarken seni düşünüyorum ve yine yoksun be sevdiğim!
Bir gün sokaklar boyu ararsan sevgiyi bir dağ eteğinde bir deniz kenarında yaşla dolarsa gözlerin uzat bana elini unutma ben senin yanındayım.
Soytarılık etmeden güldürmek seni, ekmek çalmadan doyurmak ve doğan güneşe haksızlık etmeden bütün aydınlıklar içinde süzülmek gibi mülteci isteklerim oldu ama bilmiyorsun.
Öfkeni yapraklara yaz sonbaharda dökülsün.
Derdini rüzgarlara yaz estikçe uzaklara götürsün.
Sevgimi kalbine yaz öldüğünde seninle mezara gömülsün.
Haydi uyandır beni , söyle gördüğüm zamansız bir düş mü, haydi git uzaklaş yokluğuna inandır beni ,gerçekten yoruldum her buduğum yerde seni kaybetmekten.
Ruhumu yere vurup hasret çektiren olsan da ne aşkına bedduam ne de sana kinim var,derya gibi akan bir derdim olsa da mahşere kadar seni unutmamaya yeminim var.
Yaşayabileceğim en güzel aşkı yaşattığın için sana beni seninle karşılaştırdığı için Tanrıya seni görebileceğim için yarınıma şükrederek yatıyorum.
Sevmek çaydır sevilmek şeker biz çayı hep şekersiz içeriz.
Sev seni seveni hak ile yeksan etse de sevme seni sevmeyeni Mısır'a sultan etse de
Gün biter gülüşün kalır bende
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır.
Kapanmaz gülüşünün açtığı yara
Uçurum olur cellat olur her gece
Gün biter gülüşün kalır bende
Hani kardelen çiçeği göğe açık olur da kafasını karın altından çıkarır ya zemheri yüreğim yüreğine der ki kardelen kadar cesaretin yoksa sakın aşık olma.
Birine verilen değer uğruna feda edilebileceklerle ölçülüyorsa eğer aç gözlerini etrafına bak ,gördüğün her şeyi feda edebilirim ;ama sakın aynaya bakma.
Bir mültecinin vatanı ,bir tutsağın özgürlüğü gibi sende hep gurbeti yaşıyor olsam da razıyım , yeter ki sen beni yüreğinden sürgün etme
Yatağını gül yapraklarıyla ,hayalini papatyalarla süsledim, kabuslarını da ben aldım ki en güzel rüyalar senin olsun diye.
Sen doğdun herkes güldü, bir tek sen ağladın.Öyle yaşa ki sen öldüğünde herkes ağlasın ,yalnız sen gül.
Ateş yanar geriye külü kalır
benim külüm bile kalmadı
Her sevgi biter hatırası kalır
Bende eser bile kalmadı
Herkes zevk içinde yaşar şu fani dünyada
Benim ise bir damla huzurum kalmadı.
Neden yağıyorsun yağmur neyi ıslatmak için cadde ıslak sokak ıslak eğer ıslatmak istediğin gözlerimse nafile onlar ezelden ıslak
Kendimi nokta kadar hissettiğimde bakıyorum ki en anlamlı cümlelerin sonuna gelmişim.
Bir daire çizilse, merkezinde sen ,merkezden eşit uzaklıktaki bir noktada ben olsam.Üzüntüler bize teğet ,sevgi kiriş olsa yaklaştıkça birbirimize yarıçap sıfır olsa.
Msn Öğretmen öss kpss Gazeteler Sohbet hazır mesajlar ders izle Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savaşı şiir
Bir romansın okuyup da bitiremediğim ,bir özlemsin uzanıp da erişemediğim bir sensin merhaba deyip de evlada diyemediğim.
Düşünüyorum da düşüncelerin en güzeli senin beni düşünüp düşünmediğini düşünürken düşündüğünü düşünmek olsa gerek diye düşünüyorum.
Seni bulmadan önce aramak isterim
Seni sevmeden önce anlamak isterim
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de
Sana hep yeniden başlamak isterim
Kızıl bir güneşin altında mavi bir yelkendir umut,alır götürür seni uçsuz bucaksız derin sevgilere sevgi mavidir mavi umut Sen de gönlünü hep mavi tut.
Güller anlatsın sana olan sevgimi
Güller anlatsın yalnızlığımı
Yavaş yavaş eriyen yüreğimi
Güller anlatsın ben anlatamadım
Dalgalar kayalara çarparken özür dilemez
Güneş doğarken doğadan izin almaz
Ben de seni izinsiz ve özürsüz seviyorum
Kimse karışamaz!Sen bile
Bulutların gözyaşları pencerene vururken
Düşlere daldığında hangi hayaller
Sana uyumayı unutturuyorsa
Gelecek sana onları yaşatsın
Mutluluk, karanlık gecede buğulu cama güneşi çizebilmektir.O bir çocuğun masum gülüşünde bir martının süzülüşündedir.
Sakın özenme güllere güller sana özensin üzme sen tatlı canını sen güllerden güzelsin.Sevgi kadar özgür özgürlük kadar özelsin.Gülümse sen her şeye değersin.
Gördüğüm en güzel rüya senin olduğun,
Duyduğum en derin sevgi senin eserin,
Gördüğüm en güzel dünya senin gözlerin,
Ve kurduğum en güzel hayal sensin
Sevgilerin en güzeli seni sevmek,
Özlemlerin en güzeli seni özlemek,
Ve hayatın tadı sabah kalktığımda,
Senin varolduğunu bilmek...
Gördüğüm en güzel rüya senin olduğun,
Duyduğum en derin sevgisenin eserin,
Gördüğüm en güzel dünya senin gözlerin,
Ve kurduğum en güzel hayal sensin.
Ben seni dün sevmedim çünkü dün bitti.
Ben seni bugün sevmedim çünkü bugün bitecek.
Ben seni yarın sevdim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek
Sevmek seni seviyorum demek değil.....
Seni seviyorum derken titremektir..
Karlı bir çam ormanında nefes almak bahtiyarlığına benzer seni sevmek..
Seni Sen olduğun için değil ,
Seni bende bulduğum için seviyorum .
Yanağına konan kar tanesi eriyip dudaklarına indiğinde,
Hissettiğin o bir damla serinliği benimle paylaşmak istersen,
Yönünü rüzgara dön ben o rüzgardayım...
Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç , bir tohumla başlar ;
En uzun yolculuklar bir adımla başlar;
Gerçek sevgiler ise küçük bir tebessümle başlar.
Seni unutmak zor anlatmaksa imkansız,
Sen unutuldukca hatırlanan,
Anlattıkca bitmeyensin meleğim..
Duygular vardır anlatılamayan..sevgiler vardır kelimelere sığmayan...
Bakışlar vardır insanı ömür boyu ağlatan...yollar vardır aşılması güç olan.
Kalpler vardır acılarla parçalanan, ve insanlar vardır hiç unutulmayan.
Sanma beni sevipte bırakanlardan. Benim sevgim mezara kadar olanlardan...
Seni niyemi seviyorum geçmişin içinde kaybolmuş beni
Yeniden hayata döndürdüğün için çok ama çok seviyorum.
Kalbin hangi sevgi için çarpıyorsa yeni doğan günün güneşi
Seni ona kavuştursun.
Hayatın en güzel anı herşeyden vazgeçtiğiniz zaman
Sizi hayata bağlıyan biri olduğunu düşündüğünüz andır.
Sen benim gözlerimde saf bir gerçek,
Yüreğime bahar getiren bir çiçeksin.
Sen bedenimdeki yumuşak kudret,
Gönül bahçemde uçuşan bir kelebeksin..
Yanındayken içimi saran ateş, sen yokken hayalinle canlanır.
Gözlerimdeki parıltı senin sevginin eseri,
Ve benim varlığım yanlız senin eserin.
Bugünde yarın da yüreğin kadar yanındayım ,
Kendini yanlız hissettiğinde
elini yüreğine koy..
ben hep oradayım!!
*Kimbilir hangi akşam
güneşle beraber bende söneceğim,
Kimbilir hangi ellerden
son suyumu içeceğim,
Belki göremeden öleceğim
fakat yinede seni
'EBEDiYEN SEVECEĞiM'
*Sahiller dalgayı nasıl beklerse,
Gökyüzü mehtabı nasıl özlerse,
Kuru topraklar suya nasıl hasretse,
Sende benim hasretimsin...
Güller hep ellerinde açsın,
ama dikenleri batmasın.
Sevda hep seni bulsun,
ama seni yaralamasın.
Mutluluk hep yüreğine dolsun,
ama beni unutturmasın..
İnsan ya hayrandır sana ya düşman, ya hiç yokmuşsın gibi unutulursun
Ya bir dakika bile çıkmazsın akıldan.
Ağlasam çizgi çizgi,
Gözyaşlarım sana değilmiş gibi, beklesem,
Zamansız, dünsüz, yarınsız gelmeyişini, Silinmiyor hüzünlerim,
Seni seviyorum...
Hafif hafif çiseleyen yağmurda kalırsan;
Saçlarını okşayan her tanede
BENİ HATIRLA !
Yeşile inat ağaç hala yeşermekte,
Geceye inat gün hala ağarmakta,
Ben ise sana inat seni hala sevmekteyim
İnat bu ya seni hep seveceğim..
Aramazdık gece mehtabı yüzün parlarken,
Bir sönük yıldıza benzerdi güneş yanımda sen varken.
Bu gece bir yıldız tut,
Ben bu yıldız kadar uzağında olsam bile,
Sevgim heran yanıbaşında!..
Eğer bir gün o, sevdiğin yağmur insafsızca seni ıslatırsa, bilki ben sana ağlıyorum. Eğer bir gün aşkımızın şarkısı kulaklarını tırmalarsa bilki ben o şarkıyı sana söylüyorum. Eğer bir gün elinde bir demet gül mezarıma gelirsen bilki mutluyum mezarımda uyuyorum...
Her martı bir deniz, Her rüya bir uyku,
Her dağ bir duman Her nota bir şarkı bulur ama,
Ben başka " sen " bulamam...
Hep bir yıldız olmanı bekledim.
Gün gelir kayıp bana ulaşırsın diye,
Sonra vazgeçtim,
Yıldız olursan ben ulaşamam diye...
Hangi ruh duydu seni benim kadar derinden,
Hangi gönülde yandın böyle yangınla sen,
Ya benim gözlerimdi seni bambaşka gören,
Ya başkası bırakıpta geçmiş seni görmeden.
Bana kalsa gökyüzündeki tüm yıldızlar yerine bütün insanlara
Senin gözlerinde ışıldayan bir çift yıdız gönderirdim.
Hayatımın hem anlamı hem neşesi oluverdin,
Seni gördüğüm günden beri,
Şarkılarda seni düşündüm,
Gecelerimin parlayan yıldızı oldun..
Bulutlara yükledim özlemimi, rüzgarlarla yolladım sevgimi,
Yağmurları yağdırdım gözyaşlarımla,
Küçücük melekler gönderdim,
Seni öpmeye gelmediler mi?
Güneşin bile buz tuttuğu bir yerde, eğer ateş görürsen,
Bilki o ateş senin için yanan kalbimdir.
Kağıt önümde kalem elimde,
Duygular kalpte düşünceler yazıda,
Ay gökyüzünde yıldızlar daha ötede,
Tanrı yukarıda kullar aşağıda,
En zoru da canım sen orada ben burada
Semadaki tüm yıldızlar sönünce,
Gözlerinde gecenin yalnızlığını hissedince,
İçten içe muhtaç olunca bir dost sohbetine,
Unutma ki seni düşünen bir var bu şehirde....
Hayallere dalıp gitmem ben,
Çünkü tek hayalim sensin benim!
Hiçbirşey isteyemem ben
Çünkü birtek istediğim sensin benim.
Aşkınla sararıp solacak kadar,
Sevginle bahtiyar olacak kadar
Uğruna canımı verecek kadar
seviyorum desem inanırmısın ?
Belki hatıralar unutulup gidecek,
Belki bu sevgier yok olup eriyecek,
Ama şunu unutma,
Bu kalp sonsuza dek seni sevecek...
Gecenin karanlığında, güneşin ışığında,
Suyun damlasında, selin coşkusunda
Kimi yanımdasın kimi rüyamda
Ama hep aklımdasın sakın unutma...
Bırakma beni sevdiğim gidişine dayanamam,
Hasret gözyaşlarımla kendimi avutamam,
Dönerim dersin ama kadere inanamam,
Bıraktığın anılarla sensiz yaşayamam...
Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da...
Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de..
Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek.
Seni Seviyorum ya, iste o en büyük gerçek...
Özlemek güzel şeydir, özlüyorsa Özlenen
Beklemek güzel şeydir, gelecekse beklenen
Sevmek güzel şeydir, seviyorsa sevilen...
Benim sevgim, zaman ve uzaklıkla sınırlı değildir.
Zamanı kaldırınca aynı andayız.
Uzaklığı kaldırınca aynı yerdeyiz.
O zaman her an ve her yerde seninle birlikteyiz...
Birgün biri çıkıpta güneşe adını buzla yazarsa ,Bilki o seni benden daha çok seviyor...
Sen en büyük sevgiyi hakedecek kadar mükemmel , Herkesin sevmeyi haketmeyeceği kadar özelsin.
Yaşamak gecenin tüm karanlığına rağmen, Buğulu bir cama güneşi çizebilmektir.YAŞAMAK DİRENMEKTİR !
Ağlamak istiyorsanız asla yapmayın.Çünkü, bir yerlerde sadece sizin bir gülüşünüz için,Yaşayan birileri mutlaka vardır.
Eğer bir gün aşkın ölürse onu doğduğu yere göm kalbine !!
Seni unutmak için and içtim gözlerin geldi aklıma vazgeçtim.
Hadi uyandır beni söyle gördüğüm zamansız bir düş mü? Hadi git, uzaklaş, yokluğuna inandır beni. Gerçekten yoruldum her bulduğum yerde seni kaybetmekten.
Gözlerin nehir kirpiklerin köprü olsa, ben üzerinden geçerken ipler kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa.
Buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim bir gün bu ayrılık şarkılarını kurşuna dizeceğim ve seni benden ayırdığı için kaderimi mahkemeye vereceğim.
Güller anlatsın sana olan sevgimi, güller anlatsın yanlızlığımı, çaresizliğimi? Yavaş yavaş eriyen yüreğimi güller anlatsın ben anlatamadım
Rüzgar alabildiğine hırçın,yağmur alabildiğine inatçı, yüreğin ise onlara inat sanki bir liman... Tıpkı gözlerindeki huzur gibi...
Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için tutkunum sana! Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız olduğun için tutkunum sana.
Seni sevdiğim kadar yaşasaydım; ölümsüzlüğün adını aşk koyardım...
Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi öğrendim, sevilmeyi her şeyi öğrendim de yalnız seni unutmayı öğrenemedim!
Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak, mutluluk gözbebeğin kadar yakın olsun. Umutların gerçek, gerçeklerin mutluluk, mutlulukların sonsuz olsun...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
26/4/2009 · Kategori: siir bolumu
Anladım
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
sevmekmiş...
can yücel
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
26/4/2009 · Kategori: siir bolumu
BEN SANA MECBURUM
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir aksam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yasamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yasamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.
Belki haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yasamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::